İHANETİN YIL DÖNÜMÜ

0
127

Türkiye’nin mazlumlara yaptığı yardımlar ‘sadaka’ sayılmış olmalı ki, FETÖ’nün Türkiye’yi birileri adına işgal etmeyi amaçlayan 15 Temmuz 2016’daki ihaneti, ‘verilmiş sadakamız varmış’ dedirtecek kadar mucizevi bir şekilde atlattık bu belayı. Eli kanlı terör örgütünün gözünü kırpmadan halkın ve güvenlik güçlerimizin üzerine açması sonucu 15 Temmuz günü 248 şehidimiz, 2196 gazimiz oldu…

Öyle bir ihanetti ki, bir ucu Pensilvanya’da öbür ucu İncirlik’te, bir ucu İstanbul’daki adalarda öbür ucu Telaviv’de. Londra’dan Berlin’e, Paris’ten Atina’ya uzanan ve hatta neredeyse tüm Avrupa’yı içine alan bir ihanet güzergahıydı bu darbe yoluyla işgal girişimi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile sokağa inen vatan aşığı vatandaşlar, ellerinde bayraklarla göğsünü bombalara, kurşunlara siper etti, şehit düştü ama FETÖ’cü hainlere geçit vermedi.

Bu kahramanlık destanını hafife alanlar, FETÖ’yü ve bu ihanet örgütü ile mücadeleyi sulandırmaya çalışanlar hatta ‘darbe bir tiyatroydu’ diyenler var. Allah’tan ülkeyi kurtarmak onlara kalmadı da bu gün bu ülke bizim…

Bu hainliğin üzerinde iki yıl geçti. Hep uyanık olma hep dikkatli kalma ve hem ihaneti unutturmama hem de bu ihanete kuşkulu bir ruh hali ile bakanları silkeleme adına gelişmeleri hatırlatalım.

NEDEN ERKENE ALINDI?

Hani birileri sıkça, ‘bu saatte darbe mi olur’ diyor ya, ihanetin neden erkene alındığının ve diğer pek çok konunun belgeleri çıktı ortaya.

O dönem medyaya yansıyan haberleri hatırlayalım mı? Şöyle:

FETÖ’nün darbe girişimi, Cuma günü deşifre olunca, 16 Temmuz sabaha karşı saat 03’te başlayacak kalkışma akşam saatlerine çekildi.

Bu plan değişikliğini ortaya koyan deliller şimdiye kadar ortaya çıkmadı. Denizli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ilk 15 Temmuz davasına delil olarak giren bir SMS yazışması cuntanın ihanet planını değiştirdiğini ortaya koydu.

İhanetin ardından tutuklanan Söke 11. Komando Tugay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı B.’nin emrindeki rütbeli bir asker, 15 Temmuz saat 22:36’da Burak adlı asteğmene, “Komutanım faaliyet öne alındı sanırım. Acil toplanıyor tabur. Neredesiniz B. yüzbaşı aradı” mesajı attı. Söz konusu mesajı atan asker tutuklanırken cep telefonundaki görüşme kayıtları da incelendi. Darbe girişimi kapsamında Çardak Havaalanının ele geçirilmesi ve 600 komandonun Ankara’ya gönderilmesi için eğitim faaliyeti adı altında yapılan planla ilgili listesinin de aynı kişiye Yüzbaşı B. tarafından gönderildiği tespit edildi.

Yazışmaları darbe delilleri arasında yer alan şüpheli askerin cep telefonundan yaptığı son görüşmelerde “MİT Kamil, MİT Müdür ve MİT Aytaç” adlı kayıtlar da dikkat çekti.Yüzbaşı B. ise, ifadesinde 5 günlük eğitim faaliyeti çerçevesinde Denizli’ye gidileceğini ve intikal eğitiminin Kara Kuvvetleri Komutanı’nın denetlemesine esas olacağının kendilerine söylendiğini iddia etti. Yüzbaşı B. “Saat 24 sıralarında Çardak Havaalanı’na doğru hareket ettik. Yaptığımız faaliyetin darbe ile ilgili olduğunu bilsem faaliyete hemen son verirdim. Hava Meydan Komutanlığı apron bölgesine gittiğimizde iki kargo uçağını daire çizerken gördük. Bu sırada Albay Erol Akman uçaklarla Ankara’ya giderek, darbe girişimi ile ilgili bir olayda bir bölgenin emniyetini alacaklarını söyledi. Akman’a kafamda soru işaretleri var dediğimde, ‘Biz askeriz emir verilir gereğini yaparız’ diyerek sert tepki gösterdi” şeklinde kendisini savundu. Yüzbaşı B. Çardak’a gittikten sonra darbe girişimini anladığını, taburuyla ayrılmaya çalıştığını söyledi.

Yani her şey açıklamalara, itiraflara yansımış durumda.

İTİRAFLARDAKİ İHANET…

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra birçok örgüt üyesi itirafçı oldu. Terör örgütünün yöneticileri, faaliyetleri, kumpasları, darbeye hazırlık süreci, 17-25 Aralık operasyonları ve gelir kaynaklarıyla ilgili önemli bilgiler veren itirafçıların anlattıkları Fetullah Gülen’in 40 yıldır planladığı devleti ele geçirme planlarını deşifre etti. İtiraflardan bazıları Gülen’in iadesi için ABD’ye giden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosyaya da girdi. İşte ‘örgütün gerçek yüzünü deşifre eden ve  medyaya da yansıyan o itiraflar…

ORGENERAL AKAR’IN YAVERİ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın yaveri Yarbay Levent Türkkan: Paralel yapı üyesiyim. Bu cemaatte yıllarca gönüllü olarak hizmet ettim. Askeri liseye kopya ile girdim. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Paşa’yı dinliyorduk. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom’da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip Paşa’nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa’nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulusi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık.

IŞİD de terör örgütü, bu da… Abiler, “O bizim mehdimiz” diyorlardı. 3-4 ay himmet vermeyince, “Hz. Ömer malının yarısını bağışladı” diye örnekler veriyorlardı. Personel şubesinde subayından astsubayına, generaline kadar paralelci olmayan yoktur. Seçim dönemlerinde bize karışmazlardı. AKP’ye oy veriyorduk. Dershane krizi yaşandıktan sonra “Hangi ilde hangi parti güçlüyse ona verin, HDP bile bunlardan iyidir” dediler. Biz burada CHP’ye oy verdik.

Darbe girişiminin planlayıcıları 94 mezunu subaylar. Hepsi kurmaydır. İşin başında Akın Öztürk Paşa olduğunu sanmıyorum, o sadece orada bir kukla. Bu işin bir numarası yok. Bence 94’lerin konseyi. Sabaha kadar 300 cevapsız arama geldi. Orhan Yıkılkan albay abilerle görüşüyordu. Birinden emir, talimat alıyor, koordine ediyordu. Akıncı’da birileriyle görüşüyordu ama Adil Abi mi başkası mı bilmiyorum. Adil çok önemli bir adam. Genelkurmay imamı olabilir.

Benim kod adım Ahmet. İsmi onlar seçiyor. Çocuklarınızın isimlerini bile onlar seçiyor. Bakın, paralelcilerin çocuklarının iki ismi vardır. İsmin biri Pennsylvania’dan gelir, diğerini kendiniz koyarsınız. 42 yıllık hayatım yalanmış. İnsanlığımdan utanıyorum. Hayatımı bina ettiğim her şey yalanmış.

BAŞBAKANLIK ÇALIŞANI…

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın itirafçı olan emir subayı Yarbay Levent Türkkan’ın “Abi” dediği Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü’nde çalışan ‘Murat’ kod adlı Muhammet Uslu:

Cemaat’te her ‘abi’nin mutlaka bir ‘abi’si vardır. Himmet parası vermeye, 2010 yılında Y. Abi’yle tanıştığımda başladım. 2010’da Y. Abi’yi daha önceden tanımıyordum. Bir gün beni telefonla aradı. Bana buluştuğumuzda “Seninle tanıştıracağım asker şahıslar var. Onlar sana gelsinler, onlara ders verirsin” dedi. Ben de kabul ettim. Y. Abi, bahsettiği şahısları tek tek benim evime getirip tanıştırdı. O zaman Etlik Basınevleri’nde oturuyordum, oradaki evime geldiler. Ben bugüne kadar toplam 20-25 civarında asker şahıslarla onların ve benim kod adımla irtibat kurdum.

Cemaat’te sistem öyle bir kurgulanmıştır ki herkesin Cemaat’e ilişkin bilgisi sınırlıdır. Örneğin; benimle ilgilenen ‘abi’nin en fazla oturduğu binayı öğrenebildim, o da biraz tesadüf oldu.

Bana Cemaat ‘abi’si olarak sadece Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı askerler gönderilmiştir. Buradan hareketle şunu söyleyebilirim, demek ki askeriyede sınıflar arasında Cemaat içinde bir paylaşım söz konusudur. Bana bağlı asker Cemaatçileri listede yazdım. Bunlar ‘Ahmet’ kod adlı Yarbay Levent Türkkan, ‘Ramazan’ kod adlı Binbaşı Mehmet Akkurt, (fotoğraftaki)z ‘Adem’ kod adlı soyadını bilmediğim Binbaşı Fatih, ‘Yusuf’ kod adlı gerçek adını bilmediğim yüzbaşı, gerçek ismini bilmediğim ‘Rauf’ kod adlı Genelkurmay’da çalışan astsubaydır.

15 Temmuz tarihinden bir gün önce yani perşembe günü benim haberim olmadan Selahattin Abi benim evime gelip salonda birileriyle görüşme yapmışlar. Ben eve geldikten sonra eşim bana anlattı, hatta bana kızdı. Onun anlattığına göre Selahattin Abi önce tek başına gelmiş. Eşimden, ‘Salonu kullanabilir miyim? Bir görüşme yapmam gerekiyor’ diye izin almış. Yengem de eşimin yanına geldikten sonra mutfağa geçip kapıyı kapatmışlar. Dolayısıyla Selahattin’in salona kiminle geçtiğini, kiminle görüştüğünü bilmiyorum.

KPSS SORULARI NASIL GELDİ?

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in yeğeni ve örgütün Erzurum’daki üst düzey sorumlusu Muhammet Sait Gülen:

2010 KPSS soruları özel bir kurye ile getirilerek bana okutuldu. 10 Temmuz günü sınava Erzurum ili Atatürk Üniversitesi’nde girdim. Sınavda çıkan sorular, yukarıda bana gösterilen sorular ile aynıydı. Bu sayede 120 sorudan 119’unu kolayca cevapladım. Sınavdan sonra basında bazı usulsüzlük iddiaları çıktı. Bu nedenle eğitim bilimleri sınavı iptal edildi.

31 Temmuz’da ikinci bir sınav yapıldı. Ben bu sınava bu sefer sadece kendi imkanlarım ile hazırlandım ve 120 sorudan sadece 87’sini doğru olarak cevapladım. Kendi imkanlarım ile hazırlandığım sınavda düz devlet memuriyetine girme imkanım vardı ancak yukarıda belirttiğim gibi başkalarının hakkına tecavüz edip kul hakkı yediğimi düşünerek herhangi bir tercihte bulunmadım. Ankara Emniyetine getirildikten sonra binanın halini görünce cemaatin zalim yüzünü de gördüm, çok pişmanım, adalet tarafından verilecek her türlü cezayı çekmeye razıyım.

ŞEMDİNLİ DOSYASI VE BÜYÜKANIT

Ankara Cumhuriyet Savcısı iken açığa alınan eski Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya:

Van’da 3. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı İlhan Kaya, Şemdinli’deki olayın içerisine özellikle Yaşar Büyükanıt’ı katmamı istiyordu. KOM Müdürü Mustafa Uçkan’ın getirdiği bilgilerle iddianameyi yazmaya başladım. Getirdiği bilgileri iddianameye kopyalayıp yapıştırdım… Kasım 2006’ya kadar açığa alındığım için maaşımın 2/3’ünü alabiliyordum. Meslekten ihraç edildiğim haberini İlhan Kaya verdi. Bana her türlü yardımın yapılacağını, bütün ihtiyaçlarımın karşılanacağını söyledi.

Güney Afrika’ya 2007 Nisan ayında gittim. Güney Afrika’da çocukları bir okula yazdırdık. Masraflarını bu örgüt karşılıyordu. 2008 yılından da Bosna’ya gittim. 2009 Haziran ayına kadar Bosna’da kaldım ve tekrar ülkeme döndüm. Ankara’da iken avukat Murat Araç’ın yanında sigortalı olarak çalışmış gibi gösterildim. Referandum yapıldı ve HSYK yeniden oluşturuldu. Ben de başvuru yaptım. Yeni HSYK mesleğe kabul işlemini gerçekleştirdi.

DARBE TALİMATI NASIL GELDİ?

Eski Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdür Yardımcısı Bayram Çiftçi:

Polis Kolejindeki bir arkadaşının daveti üzerine farklı semtlerdeki cemaat evlerine gitmeye başladım. Birim toplantılarında meslekle, süreçle ilgili görüşmeler yapılırdı. İrtibatı Bylock aracılığıyla sağlardık.

Darbe girişiminin yaşandığı gece şubede görevli komiser Tamer arayarak Genelkurmay’da bir hareketlilik olduğunu söyledi. Ailemi araç şoförümle aldım ve eve bıraktım.

Eşimle vedalaşıp, helalleşip ayrılarak Genelkurmaya doğru hareket ettik. Uçaklar bu sırada alçak uçuş yapıyordu. Darbe olduğunu anladım. Bu esnada telefonuma Sadık’tan ‘TSK yönetime müdahale ediyor, askerle birlikte olun’ mesajı geldi. Bu an benim için son noktaydı. Hiçbir şekilde paralel yapının talimatlarına uymama kararı aldım.

1 DOLAR HİKAYESİ…

Eski Denizli Buldan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı İrfan Can:

Akademi sınavlarına hazırlanırken örgüt üst abisi R.K. çalışacak dokümanı flash bellekle verince sınavı kazandık. Harp Akademilerindeki abiler bana, Gülen hakkında kötü söz konuşan olup olmadığını, hocalar ve öğrenciler hakkında bilgi sorardı. Akademiyi bitirdikten sonra Mardin Kızıltepe Komando Taburu’nda görevlendirildim. Orada bize, ‘Ergenekoncu komutanınız var mı’ şeklinde sorular soruyorlardı.

Daha sonra Denizli Buldan İlçe Jandarma Komutanı oldum. Buradaki abimin kod adı ‘Saffet’di. 17 Aralık döneminde AK Parti ve Erdoğan hakkında eleştiriler konuşulmaya başlandı. Bunların bize propagandası yapıldı. Sadık isimli şahıs evine gittiğim bir gün bana zarf içinde F serisi 1 dolar verdi. Bu 1 doların bizzat Fetullah Gülen tarafından bana gönderildiğini söyledi. ‘Dua edin’ bunlar gidecek diyorlardı. Darbe olunca ne demek istediklerini anladım. M.G isimli Akademi 2. sınıftan bir öğrenci bana darbeden birkaç gün önce ‘Bu aralar bir şeyler olacak’ dedi. Üzerine gittim ancak bilgi vermedi. Darbe girişimi günü ise evime gelip, ‘Bu akşam bir şeyler olacak’ demişti. Yine sorduğumda bana ‘Öğrenirsin’ dedi.

GÜLEN VATAN HAİNİ…

15 Temmuz’dan hemen gözaltına alınacağını anlayınca itirafçı olan Danıştay Tetkik Hakimi Ebubekir Başel:

Babam mezar işçisiydi. Fetullah Gülen’e mensup insanlarla okul sırasında tanıştım. Işık evlerine gidip geliyordum. Bizi askeri okullara hazırlıyorlar ve yönlendiriyorlardı. Hakimlik stajını kazandıktan sonra ilk maaşım olan 1.175 TL’yi abi olarak bildiğim İbrahim Arslan’a verdim. O da bana bunun Fetullah Gülen’e verileceğini söyledi. 2007’de Mersin Vergi Mahkemesi’nde göreve başladım. 2008’de Ankara Vergi Mahkemesi’ne atandım. 2013 Eylül’de ABD Boston’a dil kursuna gittim. 2014’te Danıştay Tetkik Hakimi oldum. Gülen’in Türkiye’nin siyaseti ile ilgili belirttiği görüşlere inanıyordum, söylediklerini aynen yerine getirmeye çalışıyordum. Örneğin AK Parti’ye artık oy vermeyin dedi, biz de vermedik.

Yargı teşkilatında yapılanma T1, T2, T3 ve T4 şeklinde sicile göre yapılıyordu. Biz T3 grubunu tanımıyorduk. Her grup kendi içinde 4-5 kişiden oluşurdu. Yargı teşkilatında taşra ve devre yapılanması vardır. ‘T’ ibaresi de taşra ifadesinden kaynaklanır. Ben 2016 Şubat’a kadar Fetullah Gülen’i din alimi olarak görüyordum. Şubat 2016’da bu gruptan ayrıldım. 15 Temmuz’dan itibaren kendisini vatan haini, terörist olarak kabul etmekteyim. Bu bilgileri de soruşturmaya yardımcı olması için gönüllü olarak verdim. Ben bu yapılanmanın 17-25 Aralık sonrası yasadışı bir yapılanma olduğunu anladım. Ancak çıkamadım. Darbe girişimini Gülen’e yakın askerlerin yaptığını anladım, o gün bu gruba ve Gülen’e lanet yağdırdım.

DİNLEMELER VE ÖTESİ…

Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğü Polis Memuru F.:

Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın makam odasına dinleme cihazı yerleştirip dinlendik. Ortam dinlemesi yoluyla elde edilen kayıtların çözümünde görev aldım. FETÖ’nün İrancı iftirası attığı Beşir Atalay’ın cebine bir gezi sırasında “Sen Şiasın” yazılı not bıraktık. Bakan buna çok kızdı, makam odasında bağırıp çağırdı, ses kayıtlarından bu duruma şahit oldum. İki yıl boyunca Atalay’ın makamındaki kayıtları çözdüm. Daha sonra makam odasına jammer yerleştirildi ancak buna rağmen sesler yine de net geliyordu.

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü’ndeki görüşmeleri ortama konan böceklerle dinlendim. Bu ses kayıtları da bana geldi. Görüşme yapılan masa veya yakınında bir yerde böcek bulunuyordu. Gül’ün Başbakan, MHP lideri, İçişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşmelerini çözdüm. Bu kayıtları bana istihbarat şube müdür yardımcısı getirdi.

Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ses kayıtları da geldi. Bu kayıtları tape haline getirdim. Dinleme cihazı mikrofon içine yerleştirilmiş olabilir. Cumhurbaşkanı Gül, Kara ve Hava Kuvvet Komutanı ve Başbakan’ın (Erdoğan) konuşmaları yer alıyordu kayıtlarda. Cemaate yönelik bir operasyon olup olmayacağını tespit etmek için dinlendi. Toplantıda cemaatle ilgili bir konu konuşulmadı.

2012 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ses kayıtlarının çözüm için bana verildi. Ses gayet net duyuluyordu. Telefon çevirme sesine kadar her şey duyuluyordu. Arka planda çocuk sesleri geliyordu. Kayıt evdeki bir telefon görüşmesi olabilir. Başbakanın 50’ye yakın görüşmesini çözüp tape haline getirdim.

Ses tapelerini çözerken Gül için “Diken”, İçişleri Bakanı Beşir Atalay için “Mekir”, İdris Naim Şahin için “Dursun”, Başbakan için “Ozan” şeklinde kod isimler kullanıldı. Bunu emniyet amiri ve komiser istedi. Diğer devlet adamlarına kendi isimlerini yazdık.

İTİRAFÇI EŞLERİN İFADESİ

FETÖ üyesi savcısı T.D. ile eşi hakim T.D:

2010’da Vakfıkebir Adliyesine Cumhuriyet Savcısı olarak göreve başladım. Bir yıl burada görev yaptım. Gümüşhaneli olan idari yargı hakimi T.K, benimle irtibata geçti. Aylık maaşımın yüzde 10’unu orada görevliyken himmet olarak kendisine verdim. Staj süresince de aynı şekilde bekar olduğum dönemde maaşımın yüzde 15’ini, evlendikten sonra ise maaşımın yüzde 10’unu himmet olarak verdim. Himmet paralarını ise M.İ. adındaki “abi”ye veriyorduk. Himmet paralarını verdiğimiz M.İ, cep telefonuna yüklü ‘bylock’ programını kullanarak diğer cemaat mensuplarıyla yazışıyordu. Kanaatimce ‘tango’ programı yerine, hukukçu olan cemaat mensupları, ismini belirttiğim programı kullanmaktaydılar.

Soru çalma hadiselerine dair deliller vardı. Devlet büyükleri hakkında ‘yezit, nemrut’ gibi yakıştırmaları yoğun olarak kullanmaları, benim cemaati tanıdığımdan beri söylenegelen ‘hoşgörü, diyalog, insanların kusurunu görmeme’ gibi hasletlerden uzak kaldığını görmüş olmam, Peygamberimizin sürekli birilerinin rüyasına girmesi ve Peygamberimizin cemaatle ilgili vaatlerde bulunduğunu belirtmeleri, bunların hepsinin asılsız çıkması üzerine cemaatten ciddi manada kendimizi soyutladık.

Mesela 2014 Ekim ayında gerçekleşen HSYK seçimleri öncesinde Ankara’dan gelen ismini bilmediğim bir şahıs evime geldi. Gülen’in rüyasında Kabe’ye gittiğini, Peygamberimiz ile görüştüğünü, Peygamberimizin ‘seni üzüyorlar değil mi’ diye sorduğunu, bunun üzerine Gülen’in ‘evet’ manasında başını sallayıp ağladığını, bunun üzerine Peygamber Efendimizin ‘merak etme az kaldı’ şeklinde cevap verdiğini anlatarak, HSYK seçimlerini kesinlikle bağımsız aday denilen şahısların kazanacağını, onlar için oy vererek, oy istememiz gerektiğini belirten konuşmalar yaptı.

HSYK seçimleri yapıldıktan sonra cemaatin desteklediği adaylar kazanamayınca, ben bu alçakların yalancı olduklarını anladım. Yalanlarına Peygamberimizi alet edecek kadar alçaldıklarını görünce tamamen cemaat ile olan bağlarımı kopardım.

BYLOCK’UN BABASI…

FETÖ’nün haberleşme programı Bylock’u yazan İhsan Taşkın:

Yakalandıktan sonra itirafçı oldu. FETÖ’cülerin isimlerini verdi. İstanbul’da 166 FETÖ’cü polis gözaltına alındı. Bunlardan 13’ü 3. ve 4. sınıf emniyet müdürü. 114’ü emniyet amiri, komiser ve komiser yardımcısı, 39’u polis ve başpolis. 35 ilde ise 120 polis gözaltına alındı.

DARBE TALİMATI GÜLEN’DEN

FETÖ’ye bağlı yurtdışındaki okullarda öğretmenlik yapan ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade veren A.Ö:

17 Aralık’tan sonra Adnan Hoşoğlu (Senegal imamı) bize ve yanımızda topluluğa daha doğrusu mesai arkadaşlarımıza ‘Merak etmeyin. Her şey düzelecek’ diyerek silahlı kuvvetleri kastederek, ‘Yeşiller bizi kurtaracak’ şeklinde beyanda bulunmuştu. Senegal imamı doğrudan Fetullah Gülen’le irtibatlıdır. Pensilvanya’ya sık sık gider ve doğrudan Fetullah Gülen’den aldıkları talimatları bizlere iletir.

Fildişi imamı Mehmet Lütfü Ayal da birçok kez Pensilvanya’ya gidip Fetullah Gülen’den talimat almıştır. Özellikle 17 Aralık sonrasında sıklıkla gittiğini hatırlıyorum. Ben uzun yıllar Afrika bölgesinde çalışan ve cemaatin içerisinde bulunan biri olarak 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin talimatını veren bizzat Fetullah Gülen’dir ve yöneten de kendisidir diyorum. Duyduğum kadarıyla son konuşmalarından birinde de Fetullah Gülen, yeşil kaftan giyinerek gizemli şekilde bu talimatı örgüt mensuplarına vermiştir.

ERDOĞAN NASIL ÖLDÜRÜLECEKTİ?

17-25 Aralık kumpasından sonra örgütten ayrılan ve ‘FETÖ itirafçısı eski askeri imam’ olarak tanınan Hüseyin Sarıçiçek:

7 Şubat MİT krizinin yaşandığı gündü. Fetullah Gülen’e en yakın 6 kişilik çok gizli heyette bulunan Ege Bölge İmamı Necdet İçel beni aradı, otogardan bir albayı alıp Torbalı’daki çiftliğine götürmemi istedi. Ben de o albayı alarak İçel’in Torbalı’daki çiftliğine götürdüm…

Bu arada Necdet İçel’in bağırarak bahçeye fırladığını ve yanında bulunan 4. sınıf bir emniyet müdürüne saldırdığını gördüm. İçel, ‘Ameliyata nasıl girmez? Allah kahretsin nereden uyandı bu adam? Nasıl ölmez’ diye bağırıyordu. Ardından o dönemde başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’da gireceği bir ameliyattan son anda vazgeçtiğini öğrendim. Bunun üzerine örgütün o gün Erdoğan’ı ameliyat masasında öldüreceklerini anladım. Zaten Necdet İçel 7 Şubat ve 17-25 Aralık’tan hemen önce Amerika’ya gidip gelmişti.

FETÖ’nün en tehlikeli birimi, istihbarata karşı koymak için kurulan İKK timleridir. Bu birimde olanlar genellikle saçlarını uzatır ve küpe takarak kamufle olur. Üniversitelerin genellikle güzel sanatlar fakültesini kendilerine üs olarak belirlerler. Kaset, şantaj, kumpas işlerini çok profesyonelce gerçekleştirirler. Bendeki delilleri Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato’ta teslim ettikten sonra bir çok tehdit telefonu aldım. Evim FETÖ polisleri tarafından 2 kez basıldı.

Darbe girişimin ardından tutuklanan Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral Mustafa Özsoy, TSK içindeki en tehlikeli isimlerden biriydi. Özsoy, sık sık Ege Bölge İmamı Necdet İçel ile bir araya gelirdi.

GAR SALDIRISI ÖNCESİ…

İzmir’de gözaltına alınan ‘Merve’ kod adlı FETÖ üyesi:

Ankara’da okurken cemaat evinde kalıyordum. 17/25 Aralık darbe girişimi başarısız olunca örgüt yöneticilerinden gelen talimatlar doğrultusunda ByLock programı kullanmaya başladık. Örgüt üyelerinin bu program üzerinden haberleşmeleri istendi. Ben de bana getirilen bu programı telefonuma yükledim, örgüt mensupları ile program üzerinden haberleştik.

Ankara Garı önünde düzenlenen terör saldırısından bir gün önce ByLock programı üzerinden ‘Yarın terör saldırısı olacak. Sakın sokağa çıkmayın. Yakınlarınıza, akrabalarınızı ve arkadaşlarınızı da uyarın’ şeklinde bilgi geldi. Ben de Ankara’da tanıdığım insanlara, yakınlarıma ve arkadaşlarıma haber verdim. Ben de o gün hiç dışarı çıkmadım. Ertesi gün Ankara Garı önünde terör saldırısı olduğunu televizyondan öğrendim. Onlarca insanın hayatını kaybettiğini görünce çok üzüldüm.

FİDAN GİTSE TUTUKLANACAKTI

Firariyken teslim olan Balyoz Davası’nın savcısı Hüseyin Kaplan:

Paralel yapıyı lanetliyorum. Fetullah Gülen, Türkiye’ye gelip hesap vermeli. Boğaziçi Köprüsü’nü askerler kesmiş. Adliye lojmanları önünde hakimler savcılar toplanmış polis anonslarını izliyorduk beraber. ‘Böyle bir salak darbe olmaz, inşallah kimseye zarar gelmeden bastırırlar’ diye düşündüm. Şimdi ben cemaat içinde bir insanım.

Bana 14 Temmuz’da darbe yapacaklarını söyleseler, en salak askerin bile ülkede zemin hazırlamadan bunu yapmayacağını söylerdim. Türkiye’de yüzde 50 oy almış bir iktidar var. Halk desteği olmadan bir darbe yapsanız, daha da kötüsü başarılı olsanız her gün yüz bin kişiyi mi öldürecektiniz? Suriye gibi Irak gibi milyonlarca insan ölecekti.

Cemaatle mücadele için ekipleri hazırladığı veya bilgileri hazırladığı belliydi. Hakan Fidan (MİT Müsteşarı, fotoğraftaki) gelseydi, bunu engellemek için muhtemel adliyedeki hava, tutuklanırdı. Çünkü bunun yapmak istediği şeylere bir engel koymak lazım. Bahanesi de Diyarbakır’da bir yerde anlaşma belgesi de bahane olarak bulunmuş. Muhtemel tutuklanırdı, sonrasında belki Başbakana kadar uzanabilirdi.

Gizli tanık Korkut: Oslo görüşmelerinin basına yansımasından önce mütevelli toplantılarındaki sohbet konularından biri de ‘Genel Kurmay Başkanı tutuklanıyorsa MİT Müsteşarı neden tutuklanmasın’ konusuydu

FETÖ’CÜ MÜDÜRLER

Eski İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe:

İstihbarat Daire Başkanlığında ve bağlı birimlerde görev yapanlardan daire başkanları Ramazan Akyürek ve Ömer Altıparmak’ın, başkan yardımcıları Recep Güven, Coşkun Çakar, Hüseyin Özbilgin ve Ayhan Falakalı ile diğer görevliler Tamer Özbek, Ahmet Koçak, Yunus Yazar, Sadetin Akgüç, Ahmet Ümit Seçgin, Sadık Akpınarlı, Ali Ağıllı, Emre Baykal, İbrahim Tuka, Lokman Kırcılı, Sedat Zavar, Hami Güney, Enes Çiğci, İlker Usta, Ali Özdoğan, Okan Aytekin, Ahmet Koçak, Ali Arslantaş, Özgür Türker, Erol Doğan, Salih Keskinkılıç, Teymur Çirak, Hasan Ali Okan, Muarrem Durmaz, Veli Özdemir, Tamer Bülent Demirel, örgütle bağlantılı olduklarını bildiğim isimler.

Şu an nerede görev yaptığını bilmediğim kendi devrelerimden Alpaslan Çalışkan ile Basri Aktepe (fotoğraftaki, TİB’in kurucusu, MİT’e devredilen GES’in başındaydı) , Hasan Hüseyin Gerçek de bu örgütle bağlantılı olduğunu bildiğim arkadaşlarımdır.

İstihbarat Daire Başkanlığının loglarının silinmesinde ben daire başkanıydım. Daha doğrusu, İRİS programının kurulma aşamasında ben bu görevdeydim. Bu konuda herhangi bir talimat vermedim. Bu, teknik bir konudur. Fazla detaylı bilgiye sahip değilim.

TÜM SORULAR FETÖ’DE

TSK’dan ihraç edilen ve tutuklanan yüzbaşı C.Ç.:

Evlenmek istediğim zaman bana bilgisayardan eşimin fotoğrafını gösterdiler. Bizi tanıştırıp evlendirdiler. Sıkıntı olmasın diye eşimin başını açtırdılar. 2009 KPSS sınavından önce örgüt abisi beni aradı. Soruları o yıl alamadık. 2010 KPSS’den 2-3 gün önce H.A. beni eve çağırdı. Yemin metnini okuttuktan sonra 2010 KPSS sorularını flaş bellekle bana verdi. Eşime götürdüm. Doğru şıkları koyulaştırmışlardı. Sınavda hepsi çıktı eşim yüksek puan aldı. 2009, 2010 ve 2012 KPSS sorularının Cemaat’e geldiğini biliyorum.

2013’te yapılan YDS (Yabancı Dil Sınavı), ALES ve İç Denetçilik Sınavı ile ilgili olarak şunları söyleyebilirim: Ben 2013’te YDS, ALES ve İç Denetçilik Sınavı’na girdim. Bu sınavlardan 1 gün önce Cemaat abim H. bizi evine çağırmıştı. Eve Yüzbaşı Ş. ve Yüzbaşı M. ile birlikte gittik. Üçümüz de YDS ve ALES’e girecektik. H., her birimize toplam 300 adet soru verdi. Sınavda normalde 80 soru sorulmaktadır. Gerçekten de sınava girip çıktıktan sonra bize verilen 300 sorudan 60-70 arası sorunun tıpa tıp YDS’de sorulan sorular olduğunu gördük.

DAVALAR BİLE SORKULUYOR…

TSK imamlarından H.P.:

1996 yılından itibaren ‘hukuk bürosu’ görünümünde ağırlıklı olarak hukuk fakültesi mezunu bölge ve il imamlarını legalize etmek üzere kurulmuş yapılar vardı. Bunlardan bazıları, İstanbul’da Hasan Ş. başkanlığında kurulmuş olan M. Hukuk Bürosu, Hüseyin A. tarafından kurulan A. Hukuk Bürosu’dur. A. Hukuk Bürosu sahibi Avukat H.A., örgütün çekirdek kadrosundan yetişmiş, kriminal bir elemandı. Bu açıdan açığa alınan savcı ve hâkimlerin avukat olan yakınları geçmişe dönük incelenerek, baktıkları davalar gözden geçirilmelidir. Özel önem verilen davalar bizzat Fetullah Gülen’e sorulur ve süreçler ona göre yönlendirilirdi.

TANIŞMA TOPLANTILARI

Tutuklu Jandarma imamı Ö.B. :

Ankara Beytepe’de bulunan Jandarma Astsubay okulundan mezun olan örgüte mensup jandarma personeli ilk atandıkları görev yerleri belli olduktan sonra gelip atandıkları bölgelere göre bağlı oldukları abiler tarafından örgüt üyeleriyle tanışırlar. Deşifre olmamak için yardımcı abiler bu toplantıya katılıp yeni askerlerle tanışırdı. Benim üst hiyerarşimde ise İstanbul jandarma teşkilatının Anadolu yakasından sorumlu halen özel bir bankada müdürlük yapan ve örgüt içerisinde ‘müdür’ diye tabir edilen E.K. isimli şahıs bulunmaktadır.

DÜZMECE BAĞININ AMACI

İş adamı İ.T.: Bir konuşmacı sohbetinde, yurt dışında okul yaptırmanın, yurt dışına açılmanın kutsal bir vazife olduğunu, bu hizmeti yapanların sahabelerle eş değer olacağını söyledi, hatta dinleyicilere ‘Sizler birer Ömer, birer Ali gibi olacaksınız’ şeklinde hitapta bulundu. Bu yapı bu yapının himmet toplantılarında düzmece bağışlar yapılıp, iş adamlarından çok yüksek meblağlar almak için teşvikte bulunulduğunu duydum.

TELEFONLARA ÖNLEM

Konya’da itirafçı olan iş adamı A.K.:

Özel görüşme olduğu zaman telefonlar, bataryalar ve sim kartlar poşetlerin içinde balkona bırakılırdı. Bu şekilde cemaatin çok önem verdiği tedbir ve gizlilik ön planda tutuluyordu. Bir gün çay için girdiğim özel bir odada öğrencilerle yapılan bazı konuşmalara şahit oldum. Ahmet abi, görüşme yaptığı öğrencilere, ‘Sizin asker olmanız lazım. Bugünden itibaren Sabah Dershanesi’ni bırakacaksınız. Askeriye ve polis içerisinde çok hain var. Sizin gibi dindar ve bizden olan insanların buralarda olması lazım. Hainlerin polis ve asker içerisinden temizlenmesi lazım. Aman dikkat edin, ailenizi de çağıracağız, onları da ikna edeceğiz. Anneniz, babanız çok dini şeylerde bulunmasın. Sizler de namazı falan bırakın ki tam anlamıyla kamufle olun.’ dediğini duydum.

KERAMET SAHİBİ HAVALARI

Konyalı iş adamı L.D.: 2009’da Kurban Bayramı’nda Gülen’in yanına gezi düzenlendi. Gülen salona geldikten sonra tek tek ne iş yaptığımızı, nereli olduğumuzu, ismimizi sorarak bizimle tanıştı. Mehmet Yaşar Gül (Kapatılan Mevlana Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı) Gülen’e Hindistan’da fabrika açmak istediğini söyleyerek izin istedi. Gülen, ‘fabrika açmasının iyi olacağını, hiçbir sakıncasının olmadığını’ belirtti. Fetullah Gülen’in bizimle iki gün görüşmeyip bizden sonra gelen diğer şahıslarla görüşmesi, sanki kendisini ulaşılmaz biri gibi göstermeye çalışması beni Gülen cemaatini sorgulamaya sevk etti. Girişte bize orada bulunan görevliler, ‘burada gördüklerinizle ilgili kimseye bir şey bahsetmeyeceksiniz’ diyerek, yemin ettirdiler. Benim burada gözlemlediğim en büyük şey, Fetullah Gülen’in keramet sahibi olarak görülmesi ve tapınılacak hale getirilmesidir.

DARBE HAİNİN AĞZINDA…

Turgutlu’da tutuklanan iş adamı Mustafa Said Türk:

Darbeyi yapanların Allah belasını versin, yapanların da yaptıranların da belasını versin. Darbe girişimi tiyatro değildir, onu da televizyonda duydum, Irmak TV’de duydum, Fetullah Gülen’in Irmak TV’de ağzından duydum.

GERÇEKLERİ GÖRDÜ…

Astsubay Bekir Kurt: Bu cemaatin gerçek yüzünü bu olaylardan sonra gördüm ve öğrendim. Bugüne kadar herhangi bir şiddet içeren eylemleri olmadığı için amacım da sadece dinimi yaşamak olduğu için sohbetlerine gittim. Pişmanım ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum.

Ben, Keçiören Şefkat Mahallesi’nde bulunan bir eve sohbet için gidiyordum. Buranın tam adresini bilmiyorum, ancak gittiğim zaman yerini gösterebilirim. Evin sahibi olan ve ismini ‘Adem’ olarak bildiğim şahıs ile ‘Nesimi’ dediğim kişi ve bir de ben olmak üzere 3 kişi oluyorduk. Ben bu cemaatin gerçek yüzünü bu olaylardan sonra gördüm ve öğrendim. Bugüne kadar herhangi bir şiddet içeren eylemleri olmadığı için, amacım da sadece dinimi yaşamak olduğu için sohbetlerine gittim. Bu örgüt için benim suç içeren herhangi bir davranışım olmadı. Bana hiçbir zaman aktif bir görev verilmedi. Sadece normal sohbetimizi yapıyorduk. Pişmanım ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum. Cemaat sandığım bu terör örgütünün artık bir parçası değilim.

Türkiye bu ihanet gecesini unutmak, unutturmak istemiyor. Bu bakımdan önemli kararlar alında ve kararlar çerçevesinde etkinlikler düzenlenecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here