MALAZGİRT HEYECANI

0
178

Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi’nin 947. Yıldönümünde Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı  alanında düzenlenen Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Milletine ve İslam dünyasına çok özel ve önemli mesajlar verdi.

“Anadolu bir benttir. Bu bent yıkılırsa ne Ortadoğu kalır ne Afrika ne Orta Asya kalır ne Balkanlar ne Kafkasya kalır” diyen Erdoğan, Türkiye’ye yönelik saldırılara dikkat çekerken, “İçerimizdeki bazı gafiller sanıyorlar ki mesele Tayyip Erdoğan meselesidir. Hayır mesele Türkiye meselesidir. Mesele İslam meselesidir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Malazgirt,  öncesine baktığımızda Mekke, Kudüs demektir; sonrasına baktığımızda Bursa,  Edirne, İstanbul, Rumeli, tüm Balkanlar demektir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi için otağın, 24 Ağustos 1071’de  Ahlat’ta kurulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oradan yolculuk 2 gün buraya ve 26 Ağustos’ta da Malazgirt Zaferi ile  ilgili adımlar atıldı. Esasen Ahlat ve Malazgirt yanında Adilcevaz, Erciş, Van, Cavaş ve Tatvan ile bütün bu bölge, yani Van Gölü Havzası tarihimizin bize en  kıymetli emanetlerindendir. Türk’ü ile Kürt’ü ile Arap’ı ile ve diğer  kökenlerden insanlarıyla milletimizin özellikle teşekkülüne neden olan tüm farklı  renklerinin, ahenginin, birliğinin, beraberliğinin sembolü olan bu bölgeyi her  bakımdan korumalı, gözetmeliyiz.

OTAĞ, BAHÇELİNİN ÖNERİSİ

Sağ olsun Sayın Bahçeli, ziyaretinde 26 Ağustos’u konuşurken, Ahlat’ı  değerlendirirken güzel bir hatırlatmada bulundu. Dediler ki ‘Ahlat’a bir  Cumhurbaşkanlığı Köşkü yakışır çünkü otağı Sultan Alparslan oraya kurdu, biz de  varisleri olarak oraya böyle bir inşallah otağı kuralım.’ Bugün Vali ve Belediye  Başkanımızla da görüştük. Onlar 1071 metrekare bir yer düşünmüşler. Dedik ki  ‘Olmaz.’ 1071 metrekare oturma alanı olur, bir de bunun çevre düzenlemesini  yapacağız, en azından 5 dönüm. Belediye Başkanımız da coştu ve ‘Biz bunu 10 dönüm  yaparız.’ dedi. Şimdi, orada inşallah böyle bir otağı merkezini yapacağız.  Selçuklu mimarisiyle inşallah çok kısa zamanda onu da bitirip artık geldiğimizde  hem oraya uğrayacak, ondan sonra da Malazgirt’e geleceğiz. Bu bir işaret  fişeğidir, inşallah sonu da hayırlı olur.”

Bu anlayışla Malazgirt Meydan Savaşı’nın yaşandığı bölgeyi Milli Park  ilan ettiklerini anımsatan Erdoğan, bunun için düzenlemelere de başlandığını  söyledi.

“MALAZGİRT RUHU”NUN ÖNEMİ

“Malazgirt ruhunu yaşatmayı başaramazsak, geçmişimizle birlikte  geleceğimizi de kaybederiz.” vurgusu yapan Erdoğan, onun için milli park ilan  edilen bu ovaya taş toprak olarak değil medeniyetin atan kalbi olarak bakmak  gerektiğini söyledi.

Malazgirt’in sadece hikayenin başladığı yer değil, aynı zamanda hiç  sönmeyecek istiklal ve istikbal ateşinin kıyamete kadar yanacağının bir  alametifarikası olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Malazgirt’i hatırlamak demek kim olduğumuzu hatırlamak demektir. Kim  olduğumuzu hatırlamak demek, niçin burada bulunduğumuzu hatırlamak demektir.  Niçin burada bulunduğumuzu hatırlamak tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek  devlet ülkümüze sıkı sıkıya sarılmak demektir. Rabiamıza sıkı sıkıya sarılmak,  2023 hedeflerimize ulaşmak için daha çok çalışma demektir.”

Erdoğan, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının, gençlerin 2053 ve  2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri büyük, güçlü, müreffeh, itibarlı bir  Türkiye’nin inşası anlamına geldiğini belirterek, “Görüldüğü gibi her şey  zincirin halkaları gibi bir birine bağlıdır. Bu zincirden hangi halkayı  çıkartırsanız çıkartın sadece Türk milletinin değil koskoca bir medeniyetin  geleceği tehlikeye düşecektir.” diye konuştu.

TBMM BAŞKANI BİNALİ YILDIRIM

TBMM Başkanı Binali Yıldırım da Anadolu’nun Fethi  Malazgirt 1071 Töreni’nde halka hitap etti. 26 Ağustos’un iki anlamının bulunduğuna işaret eden Yıldırım, Gazi  Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz emrini verdiği bugünün, aynı zamanda  Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına giden yolda önemli bir tarih olduğunu  vurguladı.

Sultan Alparslan’ın, 26 Ağustos 1071’de cuma namazından sonra savaşmak  için ordusunun önüne geçtiğini ve “Şehit olursam bu beyaz elbisem kefenim olsun,  zafer kazanırsak istikbal bizimdir” dediğini aktaran Yıldırım, “Aziz milletimizin  ilelebet Anadolu’yu vatan edinmesine vesile olan kahraman komutan ve onun  kahraman askerlerine selam olsun. Malazgirt Muharebesi Sultan Alparslan’ın ve  şanlı ordusunun zamanın en önemli askeri ve siyasi gücü karşısında kazandığı  büyük bir zaferdir.” diye konuştu.

Bu zaferin millete yeni bir istikbal kazandırdığına değinen Yıldırım,  Osmanlı’nın 7 iklim dört kıtaya hakim bir cihan devletinin kapılarını bu zaferle  açtığını anlattı.

Binali Yıldırım, Arif Nihat Asya’nın, “Bir cuma sabahı semaya karşı,  Malazgirt’te 54 bin er bestelediler en güzel marşı, Allahuekber Allahuekber”  dizelerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

DEVLET BAHÇELİ’NİN KONUŞMASI

MHP Genel Başkanı Bahçeli de konuşmasında önemli mesajlar verirken, “Bizans varsa, Malazgirt ruhu da vardır, hamdolsun ayaktadır. Vatanı ne pahasına olursa olsun koruyacağız” dedi.

MHP Lideri Bahçeli, “Düşmandan kaçmayız, dövizden korkmayız. Bilmeyen varsa ikazen söyleyeyim, taarruz ruhu, taarruz tecrübesi Türk milletinin sinesinde hala kor gibi yanmakta, Malazgirt şuuru bayrak gibi dalgalanmaktadır” dedi. Malazgirt Ovası’nda iki ayrı dünyanın, iki ayrı medeniyetin, iki ayrı stratejik hedefin kaçınılmaz bir şekilde karşı karşıya geldiklerini anlatan Bahçeli, ovadaki coşkulu kalabalığa şu mesajları verdi:

ADIMIZI CİHANA DUYURDUK

“Malazgirt, yankıları hâlâ devam eden haç ile hilalin çatışmasına, hak ile batılın çarpışmasına sahne oldu. Malazgirt Zaferi, tarihin rotasını temelden değiştirdi. Anadolu, prangalarından sökülüp kurtarıldı. Malazgirt, İstanbul’un fethinin mutlak bir habercisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin muhkem bir harcıdır. Aziz ecdadımız Sultan Alparslan 26 Ağustos 1071 Cuma günü zaferden önce giydiği beyaz elbiseyi kefeni görmüş, şehadeti de muzaffer olmayı da bir saadet kabul etmişti. Maceracı olmayan atılganlık, gevşekliğe prim vermeyen kararlılık, adım adım gelişip genişleyen mücadeleci ruh sonucunda muzafferlik yeşermiş, nihai olarak Türk milletinin adını ve şanını cihana duyurmuştur.”