TRUMP’A TEPKİLER

0
177

ABD’de yapılacak ara seçimler için anket sonuçları Trump açısından ‘papazı bulacağını’ gösterirken, papaz görünümlü CIA ajanı, FETÖ ve PKK işbirlikçisi Brunson’ı bahane ederek Türkiye’nin hedef alınması iki ülke arasında çok önemli gelişmelere sebep oldu. Sonunun nereye varacağı belli olmayan gelişmeler, ABD Başkanı’nın bir müttefike yakışmayacak, hukuk ve ahlak dışı istekleri, tehdit dili ve ekonomik saldırı girişimiyle gerginlikte zirve yaptı.

Meselenin diplomasi yoluyla halledilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erdoğan New York Times’a makale yazarak ABD kamuoyuna seslendi.

Erdoğan, “Kötülüğün dünyanın her yerinde pusuya yattığı bir dönemde, uzun zamandır müttefikimiz olan ABD’nin Türkiye’ye karşı attığı tek taraflı adımlar sadece ABD’nin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verir. Çok geç olmadan, Washington ilişkilerimizin asimetrik olabileceği yanlış düşüncesini bir kenara bırakmalı ve Türkiye’nin alternatiflere sahip olduğunu kabul etmelidir. Bu tek taraflılık ve saygısızlık trendini tersine çeviremezlerse yeni dost ve müttefikler aramaya başlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, New York Times gazetesi için kaleme aldığı “Türkiye, ABD ile Krizi Nasıl Görüyor?” başlıklı makalede, iki ülke arasında son dönemde yaşanan gerginliğe değindi.

Türkiye ve ABD’nin son 60 yıldır stratejik ortak ve NATO müttefiki olduğuna, iki ülkenin Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında karşılaştıkları ortak zorluklara karşı omuz omuza durduğuna işaret eden Erdoğan, “Türkiye, yıllar boyunca ne zaman gerekli olsa ABD’nin yardımına koştu. Kore’de askerlerimiz birlikte çarpıştı. Küba füze krizinin en yüksek olduğu dönemde, Türkiye topraklarında Jüpiter füzelerinin konuşlanmasına izin vererek ABD’nin durumu yatıştırma çabalarına katkı sağladı. 11 Eylül terör saldırılarının ardından Washington bu kötülüğü yapanlara karşılık vermek için dostlarını ve müttefiklerini beklediğinde, askeri birliklerimizi buradaki NATO misyonunu başarıya kavuşturmak için Afganistan’a gönderdik.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, öte yandan ABD’nin, Türk halkının endişelerini anlayamadığını ve saygı duyamadığını vurguladı.

Son yıllarda iki ülkenin ortaklığının ABD tarafından anlaşmazlıklarla sınandığını kaydeden Erdoğan, “Ne yazık ki bu tehlikeli trendi tersine çevirme çabalarımız boşa çıktı. ABD, Türkiye’nin egemenliğine saygı duymaya başlayıp, milletimizin karşı karşıya olduğu tehlikeleri anladığını ispatlayamazsa ortaklığımız riske girebilir.” değerlendirmesine yer verdi.

Başkan Erdoğan, Türkiye’nin, Pensilvanya’da yaşayan Fetullah Gülen’in elebaşı olduğu Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) mensupları tarafından 15 Temmuz 2016’da saldırıya uğradığını hatırlattı.

ABD’nin, bu darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili tutumuna da değinen Erdoğan, ifadelerini şöyle sürdürdü:

“FETÖ’cüler hükümetime karşı kanlı bir darbe yapmaya çalıştı. O gece milyonlarca vatandaş, şüphesiz ki ABD’lilerin Pearl Harbour ve 11 Eylül saldırılarından sonra deneyimlediği vatana bağlılık hissiyatıyla sokaklara döküldü. Uzun zamandır benim seçim kampanyalarımı yöneten sevgili arkadaşım Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok’un da aralarında olduğu 251 masum insan ülkemizin özgürlüğü için en ağır bedeli ödedi. Ailemin ve benim ardımdan gelen ölüm mangası başarılı olsaydı ben de onlardan biri olacaktım. Türk halkı, ABD’den bu saldırıyı kesin bir dille kınamasını ve Türkiye’nin seçilmiş hükümetiyle dayanışmasını dile getirmesini istedi. ABD bunu yapmadı. ABD’nin olaya tepkisi tatmin edicilikten uzaktı. Türk demokrasisinin yanında olmak yerine ABD yetkilileri ihtiyatlı bir şekilde ‘Türkiye’de istikrar, barış ve devamlılık’ çağrısında bulundu. Bu da yetmezmiş gibi Türkiye’nin iki taraflı bir anlaşma ile Fetullah Gülen’in iadesi için yaptığı talepte hiçbir ilerleme kaydedilmedi.”

Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinde başka bir hayal kırıklığının ise terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’ye ABD’nin verdiği destek olduğuna dikkati çekti.

Başkan Erdoğan yazısında bu konuyla ilgili, “Türk makamlarının tahminlerine göre, Washington son yıllarda PYD/YPG’ye silah vermek için 5 bin kamyon ve 2 bin kargo uçağı kullandı. Hükümetim, ABD’li yetkililerin PKK’nın Suriye’deki müttefiklerine eğitim ve teçhizat verme kararlarından duyduğumuz endişeyi tekrar tekrar paylaştı. Ne yazık ki sözlerimize kulak tıkandı ve ABD silahları en nihayetinde sivil halkımızı ve Suriye, Irak ve Türkiye’deki güvenlik güçlerimizi hedef almak için kullanıldı.” görüşünü paylaştı.

Son günlerde ABD’nin, hakkında bir terör örgütüne yardım ettiği suçlaması bulunan Amerikan vatandaşı Andrew Brunson’ın Türk polisi tarafından tutuklanmasını gerekçe göstererek Türkiye ile tansiyonu artıracak birçok adım attığını vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Donald Trump’ı birçok toplantımız ve konuşmamızda uyardığım gibi hukuki sürece saygı duymak yerine, ABD dost bir millete karşı haddini aşan tehditler yayımladı ve Bakanlar Kurulumuzun birçok üyesine yaptırım uyguladı. Bu karar kabul edilemez, mantıksız ve en nihayetinde uzun süreli dostluğumuza zarar verici nitelikteydi. Türkiye’nin tehditlere cevap verdiğini göstermek için birkaç ABD’li yetkiliye yaptırım kararı aldık. Biz hep aynı prensibe bağlı kalacağız: Hükümetimi hukuki sürece müdahale etmeye zorlamaya çalışmak anayasamıza ya da ortak demokratik değerlerimize uygun değildir.

Türkiye zaman belirledi ve ABD dinlemezse bir kez daha kendi göbeğini kendi kesecek. 1970’lerde Türkiye, Washington’ın itirazlarına rağmen Kıbrıs Rumları tarafından Türk kökenlilere karşı uygulanan soykırımı engellemek için Kıbrıs’a girdi. Son zamanlarda Washington’ın Suriye’nin kuzeyinden gelen milli güvenlik tehditleriyle ilgili bizim endişelerimizin ciddiyetini anlayamaması, DEAŞ’ın NATO sınırlarına erişimini kesen ve YPG’yi Afrin kentinden çıkaran iki askeri operasyonla sonuçlandı. Bu durumlarda olduğu gibi milli çıkarlarımızı korumak için gerekli adımları atacağız.”

Erdoğan yazısına şu ifadelerle son verdi: “Kötülüğün dünyanın her yerinde pusuya yattığı bir dönemde, uzun zamandır müttefikimiz olan ABD’nin Türkiye’ye karşı attığı tek taraflı adımlar sadece ABD’nin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verir. Çok geç olmadan, Washington ilişkilerimizin asimetrik olabileceği yanlış düşüncesini bir kenara bırakmalı ve Türkiye’nin alternatiflere sahip olduğunu kabul etmelidir. Bu tek taraflılık ve saygısızlık trendini tersine çeviremezlerse yeni dost ve müttefikler aramaya başlayacağız.”

KILIÇDAROĞLU: MÜTTEFİKLİĞE AYKIRI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, ABD Başkanı Donald Trump ve ekibinin, Türkiye’ye yönelik tehdit içeren sosyal medya mesajlarının, müttefiklik hukukuna aykırı olduğunu belirterek, “Milli Kurtuluş Savaşı sonunda bağımsızlığını kazanmış bir ülkenin vatandaşları için bu mesajlar asla kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, ABD Başkanı Donald Trump’ın, papaz Andrew Craig Brunson’ın serbest bırakılmaması halinde “Türkiye’ye yaptırım uygulayacağı” şeklindeki tehdidine ilişkin, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“ABD Başkanı Trump ve ekibinin, ülkemize yönelik tehdit içeren sosyal medya mesajları, müttefiklik hukukuna aykırıdır. Milli Kurtuluş Savaşı sonunda bağımsızlığını kazanmış bir ülkenin vatandaşları için bu mesajlar asla kabul edilemez. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki tek adam rejiminin ülkemizde yarattığı hukuksuzluk ve yargının siyasallaşması, Trump ve ekibine böyle bir tutum alma cesareti verebiliyor. Yazık.”

Muhabir: Barış Gündoğan

BAHÇELİ’DEN TRUMP’A SERT TEPKİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ev hapsinde tutulan casusluk sanığı Evanjelik papaz Andrew Craig Brunson’ın serbest bırakılmaması halinde Türkiye’yi yaptırım uygulamakla tehdit eden ABD Başkanı Donald Trump’a sert tepki gösterdi. Sosyal medya hesabındaki açıklamasında Bahçeli, Trump’ı, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve diğer örgüt üyelerini Türkiye’ye teslim etmeye çağırdı. Takas işleminin ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini bildiren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Malum Papaz serbest bırakılmazsa yaptırım uygulayacaklarmış! Bu üslup küstahça değil midir? Buyurgan, bulanık ve buruşmuş bir tavır sayılmayacak mıdır? Türkiye’nin tehditlere pabuç bıraktığı nerede görülmüş, nerede duyulmuştur? On yıllardır müttefiklik hukuku içinde bulunduğumuz ABD, Evanjelistlerin dolduruşuna gelip bir papazı bahane göstererek Türkiye’yi tehdit etmektedir. Bu ayıptır, ahlaki kural ihlalidir, stratejik ortaklığa gölge düşürmektir, haddi ve hududu aşmak demektir.”

“Türkiye-ABD ilişkilerini casusluk suçlamasıyla bağımsız ve tarafsız Türk mahkemesinde yargılanan bir papaz riske atıp krize sokuyorsa ne söylense nafiledir. ABD Başkanı, papaz peşine düşeceğine ülkesinde misafir ettiği FETÖ’cüleri ne zaman iade edeceğini düşünmelidir. Türkiye tam bağımsız, tam bağlantısız bir ülkedir. Onun bunun ağzına bakmadık, bakmayacağız. Papaz bahanesiyle şantaja boyun eğmeyiz, eğmeyeceğiz. Tehdit acizlerin zaafı, korkakların zayıflığıdır. Kaldı ki, Türk milletine tehdit işlemez, tarihin hiçbir döneminde de işlememiştir.”

“Papazı isteyen ABD, Pensilvanya’daki haini verirse her hal ve şartta bir takas imkân ve ihtimali doğabilecektir. Nasıl olsa, suçluların, ajanların ve hainlerin değiş-tokuşuna Soğuk Savaş yıllarında epey tesadüf edilmiştir. Kanaatim odur ki, ya bir yol ağzında, ya da bir köprübaşında suçluların takası sağlanabilecektir.”

PAPAZ VE EKONOMİK SALDIRI KONUSU

Devlet Bahçeli, Rahip Brunson’un tutukluluğu ile ilgili bir soru üzerine, bu konuda sosyal medyadan açıklama yaptığını anımsatarak, “Memleketi papazla tehdit etmeye kimsenin hakkı yoktur.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler üzerine ABD’den gelen haddini bilmez tepki ve saldırıları bir basın toplantısı ile değerlendirirken, Türkiye’nin çok açık hedef alındığı, düşmanlıkla eklemlenmiş siyaset ve ekonomik oyunların sertleşip vahşileştiği, trajik ve tahripkar bir dönemden geçtiğine değinen Bahçeli, ABD kaynaklı husumet ve huşunet ablukasıyla karşı karşıya kalındığını belirtti.

Döviz kurlarının ardına gizlenip Türkiye’ye adeta kin ve nefret saçan mihrakların karanlık senaryolarına şahit olunduğunu belirten Bahçeli, “Böylesi bir dönemde milli birlik ve dayanışma ruhunun canlı ve cesur vasfının, tarihi önem ve değerdedir.” ifadesini kullandı.

“Yaşadıklarımız her yönden ibretliktir, her açıdan infial vericidir, her bakımdan isyan ettiricidir.” diyen Bahçeli, 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünün ekonomik ayağını tamamlamak, devamında sosyal ve siyasal sistemi felç etmek amacıyla harekete geçen muhasım odakların spekülasyon silahını çektiğini kaydetti.

Bahçeli, Türkiye’nin kur üzerinden kurcalanmak, döviz üzerinden kundaklanmak istendiğini, buna tahammül edemeyeceklerini, sessiz kalamayacaklarını, tepkisiz duramayacaklarını vurguladı.

Hiçbir ittifak ilişkisinin tek yanlı işleyemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Hiçbir ittifak ilişkisi bir tarafın sürekli geri adım atmasıyla, diğer tarafın sürekli taciz ve tahrikiyle ileriye taşınamayacak, ayakta kalamayacaktır. Türkiye-ABD arasında kurulan stratejik nitelikli ortaklık ve ittifakın mazisi eskiye dayanmaktadır. İki ülkenin eşit haklara dayalı ve egemenlik hukukuna karşılıklı saygı çerçevesinde yürüttüğü ittifak ve irtibatlar nice zorlukları aşarak bugünlere gelmiştir. Türkiye her zaman sabırlı, sağduyulu ve sorumlu davranmıştır. Türkiye, politikalarını ve stratejik pozisyonunu belirlerken müttefikliğe gölge düşürmemeye azami önem vermiş, özen göstermiştir. Fakat aynı siyasi tutum ve ilkeli duruşu ABD yönetimlerinden göremediğimiz de hazin bir gerçektir.”

Türkiye’nin 10 yıllarca ABD menşeli açık veya örtülü operasyonlara maruz kaldığına, halen buna muhatap olduğuna değinen Bahçeli, “ABD’nin başkanlık koltuğunda halihazırda skandal ve saldırgan bir şahıs oturmaktadır.” dedi.

Beyaz Saray yönetiminin denge ve denetimden tamamen uzaklaştığını belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Trump küresel mütegallibe rolüne soyunmuştur. Hiçbir değer ve ölçüyü tanımamaktadır. Hiçbir kural ve kaideyi takmamaktadır. Başına buyruktur, dayatmacıdır, dağınıktır, kabadır, kontrolsüzdür. Hezeyandan hezeyana koşmakta, müttefikliği çiviye asmaktadır. İnsanlığın huzur ve esenliğini yakından tehdit etmektedir. ABD Başkanı ve onun sağına soluna konuşlanmış para ve sermaye çeteleri Türkiye’nin ekonomi cephesini düşürmenin heves ve hedefine odaklanmışlardır. Üzerimize doğrultulan döviz ve kur silahı buna işaret etmektedir. Trump müttefiklik hukukunu yok saymış, iki ülke arasındaki tarihi diyalogları Twitter açıklamaları kanalıyla dinamitlemeye kilitlenmiştir. Yaşananlar tek kelimeyle utanç vericidir, üstelik yüz kızartıcı bir ayıp ve ahlaksızlıktır.”

Türkiye’nin olağandışı bir saldırı altında olduğunu kaydeden Bahçeli, “Bu saldırının hedefinde aslında ve esasen Türk milleti yer almaktadır. Milli paramıza, milli ekonomimize spekülatif saldırılar fren tutmaksızın devam etmektedir.” diye konuştu.

Bahçeli, nihai olarak, doymak ve kanmak bilmeyen bir ihtirasın pençesinde kıvranan Trump’ın küresel sistemin “çıbanbaşı”, küresel ekonominin “istikrarsızlık odağı” haline geldiğini ifade etti.

“Devlet milletiyle kenetlenmiş, milli duruş şerefsiz dış komploya karşı direnç ve dik duruş göstermiş, göstermeye de devam etmektedir. Trump’ın sabah-akşam Türkiye aleyhine servis ettiği Twitter mesajları Türk milletine sökmeyecektir.” diyen Bahçeli, demir-çelikle alüminyum tarifelerinin iki katına çıkarılmasının Türkiye’ye diz çöktüremeyeceğini, milli birliğin sırtını yere getiremeyeceğini kaydetti.

Trump’ın F-35 savaş uçaklarının teslimatını askıya alan “sakat kararının” Türkiye nezdinde hiçbir kıymet-i harbiyesi olmadığına işaret eden Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“ABD yönetimi büyük bir yanlış ve yozlaşmanın ortasındadır. Hata üstüne hata yapmaktadır. Trump, Evanjelist bir papazın derdine düşmüş, dış politikasının ana dinamiği yapmıştır. Bu papaz ki, şaibelidir, FETÖ ve PKK’yla bağlantıları sübut bulmuş bir şahıs ve suçludur. ABD yönetimi, söz konusu papaz uğruna bütün müttefiklik müktesebatını hiçe sayacak, Türkiye ile köprüleri atacak bir duruma gelmiştir. Bu papaz niye bu kadar mühimdir? Neden bu kadar ön plandadır? Nedir gizlenen, nelerdir saklanan? Hangi kirli ilişkilerdir üzeri bastırılan? ABD’yi bir Papaz için gemileri yakmaya götüren asıl sebepler zincirini milletimiz, özellikle Amerikan halkı ne zaman öğrenecektir? Bu kiralık şahsın karanlık irtibatları vardır ve bağımsız, tarafsız Türk mahkemelerinde hukuki süreç devam etmektedir. Patırtıya gürültüye, tehditvari sözlere gerek yoktur. Tezvirata ve fitneye de hiç lüzum yoktur. Eğer Pensilvanya’daki hain yarından tezi yok ülkemize iade edilirse, papazın teslimi de gündeme gelebilecektir. İki ülke de istediğini almış olacaktır. Mesele sadece papaz ise böylelikle konu kapanmış sayılacaktır.”

ABD’nin konu Pensilvanyalı kardinal olunca adaleti hatırlayıp hatırlatırken, sıra Türkiye’deki casus papaza gelince bırakılmasını istemesini, dayatmalarla emeline muvaffak olma çabasını “muhal olan bir hayal” olarak nitelendiren Bahçeli, “Türkiye bir hukuk devletidir. Ve hukukun önünde herkes eşittir. Bu işin Papazı mapazı yoktur. Mütekebbir Trump ve çevresinin hevesleri beyhudedir.” ifadesini kullandı.

Devlet Bahçeli, “15 Temmuz’da tepemizden atılan bombalarla pimi çekilen döviz bombası aynı cani merkezlerde imal edilmiştir. Oyun büyüktür.” dedi.

Bahçeli, “ABD menşeli teknoloji ürünlerine ve bazı mallara yönelik boykot kararlarını desteklediğimizi ilan ediyorum.” ifadesini kullandı.

“Altını kalın olarak çiziyorum ki Türkiye bir ekonomik kriz içinde değildir. Sadece saldırı vardır, düşmanlık had safhadadır.” diyen Bahçeli, “Alınan tedbirler ve açıklanan yeni ekonomik yaklaşımla Türkiye’nin üzerinde dolaşan kara bulutlar dağıtılacaktır. Buna inancımız tamdır.” şeklinde konuştu.

Türk ve Türkiye düşmanlarına el bebek gül bebek muamelesi yapıp, ısrarla sırtını sıvazlayan ABD yönetiminin kalite ve karakterini ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, Donald Trump ve “sinsi yardımcısı” Mike Pence’nin aşırı telaşlı olduğunu ifade etti.

Rahip Brunson’un serbest bırakılmaması halinde Türkiye’ye yaptırım uygulayacaklarını patavatsızca, pervasızca dile getirdiklerine işaret eden Bahçeli, yanlarına aldıkları ekonomik tetikçi ve spekülasyoncu alçaklarla Türkiye’nin hisarlarında gedik açmak için kolları sıvadıklarını kaydetti.

ABD yönetiminin stratejik ortaklığa ihanet ettiğini, kendi ayağına kurşun sıktığını belirten Bahçeli, döviz fiyatlarını mali suikast, spekülatif tuzak ve finans dolandırıcılığıyla yükselten küresel elit ve kanlı sermaye sahiplerinin insanlık değerlerine, uluslararası hukuka kastettiklerini anlattı.

Gelişmelerin başka türlü izahını yapmanın akla ziyan olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Trump ve Evanjelist kadrosu alenen Türk milletine döviz üzerinden ateş açmışlar, sosyal, ekonomik ve siyasal yıkımın vasat ve iklimini oluşturmanın akıllarınca hesabını yapmışlardır. Ticaret savaşının fitilini tutuşturarak küresel bunalım çıkarmışlardır.” diye konuştu.

Trump’ın neredeyse sıcak ve dostane ilişki kurduğu ülkenin kalmadığını ifade eden Bahçeli, ABD Başkanı’nın günlük mesaisinin büyük bir kısmını Twitter başında geçirdiğini, “abuk sabuk” mesajlarla insanlığın denge ve düzenini tehlikeye attığını bildirdi.

Bahçeli, Trump’ı en başta ABD halkının ahlaken sorgulaması, artık tahammül sınırlarını aşan, sabırları zorlayan patolojik siyasetiyle ilgili ihtar ve ikazını yapması gerektiğine işaret ederek, “Vahşi Batı’da bir avuç dolar için adam vuranlar, şimdilerde bir papaz için yeri göğü inleterek, haydut devlet seviyesine doğru gerilemeye başlamışlardır.” değerlendirmesini yaptı.

ABD’nin Türkiye hazımsızlığının ileri boyutlarda olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Ülkemizin bağımsız ve milli politikalar izlemesinden oldukça rahatsızdır. Türkiye’nin bağımlılığı elinin tersiyle iten meşru ve muteber duruşundan karınları ağrımaktadır. İstiyorlar ki ağızlarına bakalım, karşılarında el pençe divan duralım. Bekliyorlar ki, NATO’nun biçtiği kanat ve cephe ülkesi rolüne kafayı takmayalım. Diliyorlar ki ‘gel’ dedikleri zaman gelelim, ‘git’ dedikleri zaman gidelim, ‘ver’ dedikleri zaman verelim. Yani umuyorlar ki uydu olalım, fiilen sömürgeleşerek tarihimize yüz çevirelim. ABD, Türk milletini ya tanımıyor ya da tanımak istemiyor. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta çarıklarla elde çakaralmazlarla çakmak çakmak parlayan inanmış gözlerle çelikleşmiş sancak ve iman aşkıyla kurduk, vatanımızı bu şekilde kurtardık. Hiçbir güce tamah etmeyiz, hiçbir tehdide eğilmez, ‘tamam’ demeyiz. Değil Trump, değil döviz, değil finans lobisi, dünya üzerimize gelse milli ve manevi haklarımızdan bir adım geri atan, onlar gibi namerttir.”

Türkiye’nin davasının bağımsızlık, payidarlık, ölüm pahasına bekasını muhafaza olduğunu belirten Bahçeli, “Biz savaş meydanlarında döviz çıkar mı, iner mi derdine kapılmadık. ‘Vatan’ dedik, ‘millet’ dedik, ‘namus’ dedik, can verdik, kan akıttık. Türk milletini arayan döviz endekslerinde, borsa seanslarında değil, şerefli ve fedakarlıklarla yazılan Türk asırlarının kahramanlık hatıralarıyla yükselmiş hilal ve yıldızın terkibinde bulacaktır.” diye konuştu.

Bahçeli, “Ben ancak Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım” diyen Boşo efendilerin devrinin çoktan kapandığını kaydetti.

Türk milletinin zulme ortak olmayacağını, zalime göz yummayacağına vurgu yapan Bahçeli, “Ekonomik darbecilere, canlı döviz bombalarına, faiz, rant ve çıkar lobilerine sonu cefa da olsa sefa da olsa eyvallah etmez, etmeyecektir. Biz kurla kurulmadık, dövizle devrilmeyiz. Finans oligarşisinin çürük azı dişlerini teker teker söker sahiplerinin avucuna bırakırız.” dedi.

Türkiye’yi küstahça hizaya getirmek için tertip içine girildiğini anlatan Bahçeli, şunları söyledi:

“Suriye’nin kuzeyinde elde ettiğimiz mevzilerden taviz vermemizi dayatıp terörle mücadeleyi kösteklemek için uğraşıyorlar. İran’a uygulanan yaptırım rezaletine sessiz kalmamız şöyle dursun, ortak olmamızı bekliyorlar. Küresel kapitalist emperyalizmin dümen suyuna girip tarihimize ve coğrafyamıza soğuk ve mesafeli bakmamızı ima ve işaret ediyorlar. Türkiye’de keyiflerince at koşturmayı, ekonomik çakalların serbest dolaşımını arzuluyorlar. Türk lirasını eritip devletimizin saygınlığını, milletimizin kazanımlarını mahvetmenin amacındalar. Başaramayacaklar, Türk milletini yenemeyecekler, bu savaşı muzaffer bitiremeyecekler. 1915’de Çanakkale’yi geçemediler, 2018’de de Ankara’yı geçemeyecekler.”

Türkiye’nin kapitalist-emperyalist komploya kurban edilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, “Tren ve posta arabası soygunculuğundan ekonomik soygunculuğa terfi eden zalimlere milletçe direneceğiz, hak ettikleri cevabı vereceğiz. Biz, kuru ekmek, kuru soğanla yaşamasını da biliriz. Yeter ki bağımsız yaşayalım, yeter ki milli onurumuzu müdafaa edelim. Bugün kaybettiysek, yarın buluruz. Bugün az yediysek, yarın tıka basa doyarız.” diye konuştu.

Ancak vatanın telafisi ve milli haysiyetin ederi bulunmadığını ve değer biçilemeyeceğini belirten Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Ederi bir dolar olan hainlerin dövizdeki fiyat artışından havalara uçması, sosyal medya üzerinden manipülasyon yapmaları, dedikodu çıkarmaları düşmanlıktır, düşmana da ne yapılacağı bellidir. Kim ekonomik türbülanstan dolayı ellerini ovuşturuyorsa ona dikkat ediniz ya kökünde bir bozukluk ya sütünde bir leke ya da mizaç ve meşrebinde hıyanetin çıkmayacak izi vardır. Kaçak ve karaborsacı siyasetin türev ve kalıntılarının felaket tellallığı, ‘fırsat bu fırsat’ diyerek Cumhurbaşkanı’na ve hükümete saldırmaları iş birlikçiliktir, vatana ihanetle eşdeğer bir çürümüşlüktür. Türkiye’den bir dolarlık alçaklarla intikam alamadılar, işgali başaramadılar. Şimdi doları yükselterek kaldıkları yerden devam için çırpınıyorlar. 15 Temmuz’da tepemizden atılan bombalarla pimi çekilen döviz bombası aynı cani merkezlerde imal edilmiştir. Oyun büyüktür, barbardır, aşağılıktır ve Türk milleti bu oyunu da bozmaya muktedirdir.”

Ekonomik bağımlılığın siyasal bağımlılık anlamına geldiğini, artık bu bağımlılığı sorgulamanın, yargılamanın, üst bir noktada aşmanın tam vakti olduğunu ifa eden Bahçeli, Türk milletinin maneviyat ve kültürüyle uyumlu yeni bir ekonomik modeli planlaması gerektiğini, açıklanan yeni ekonomik modelin isabetli ve yerinde olduğunu kaydetti.

Kalkınmanın ancak dış yardımla mümkün olacağı kanaatinin halen bazı teslimiyetçi çevrelerde geçerliliğini koruduğuna işaret eden Bahçeli, “Yabancı sermaye gelsin gelmesine, buna itirazımız yoktur. Ama getirdiğinden daha fazla götürmesine de son verilsin. Biz sermayenin çıkarına mı bakacağız milletin çıkarına mı? Biz döviz kuruna mı sabitleneceğiz, uyanan devin istikbal ve istiklal haklarına mı? Biz akıl sağlığı tartışmalı bir siyasetçinin Twitter mesajlarına mı dikkat ve hassasiyet göstereceğiz, yoksa milletin yüksek erdem ve enerjisine mi?” diye sordu.

Bahçeli, halen nöbet ve dolaşımda olan yedi düvele karşı bir olunması, uyanık ve şuurlu hareket edilmesi gerektiğine değinerek, “Biz Türkiye’yiz, hep birlikte Türk milletiyiz. Ve de 1944’den beri hegemonya kurmuş dolardan kat be kat büyüğüz, fersah fersah üstünüz. Dövizle önümüzün kesileceğini düşünmek sefil bir çılgınlıktır. Biz bir çılgın tanırız, o da destan destan büyüyen çılgın Türklerden başkası değildir.” diye konuştu.

BAHÇELİ’DEN ÖNERİLER DE GELDİ…

Devlet Bahçeli, MHP’nin ekonomik gelişmelere ilişkin önerilerini şöyle sıraladı:

“Sabit kur uygulamasına geçilmesini, sermaye kontrolü yapılmasını, para kurulu önerilerini makul ve mantıklı bulmadığımızı bu aşamada dile getirmek isterim. Normal şartlarda, dalgalı kur rejimi geçerliyse spekülatif atak doğası gereği görülmeyecektir. Çünkü her döviz talebinde kur değişecek ve yeni bir denge noktasında sabitlenecektir. Bu dengelenme otomatik olarak temin edilecektir. Ancak şu günlerde Türk lirasına çok yoğun ve şiddetli bir operasyon mevcuttur, melanet provokasyon tedavüldedir. Bu itibarla dalgalı kur rejimi keskin iniş ve çıkışlar yaşamaktadır. Buna rağmen alınan tedbirler ve açıklanan yeni ekonomik yaklaşımla Türkiye’nin üzerinde dolaşan kara bulutlar dağıtılacaktır. Buna inancımız tamdır. Türk Lirası kazanacak, kumdan kale olan dolar eninde sonunda kaybedecektir.”

Bahçeli, döviz borcu olan, bu nedenle bilançoları bozulan reel sektör firmalarına can suyu verilmesi ve kur risklerinin en aza indirilmesinin ana beklentileri olduğunu belirterek, bu kapsamda bankaların ve BDDK’nin inisiyatif üstlenmesinin milli ve ahlaki bir davranış olduğunu kaydetti.

“Kur riskine hiçbir şirketimiz teslim edilmemelidir.” diyen Bahçeli, sıkı para ve maliye politikası uygulanması, kamuda tasarruf tedbirlerinin alınıp yaygınlaştırılması, bütçe disiplininden taviz verilmemesi, yüksek döviz talebinin söndürülmesi için arzın artırılması, Merkez Bankası ve Para Politikası Kurulu’nun gelişmeleri an be an takip ederek zorunlu müdahalelerde gecikmemesi, TL kullanımının teşvik edilmesi, döviz cinsinden kira, otoyol ve köprü geçiş ücretlerinin milli parayla yeniden yapılandırılması, enflasyon ve cari açıkla çok etkili mücadele edilmesi, muhtemel iflasların önüne geçilmesi, çok kararlı ve stratejik bir ekonomik vizyonun siyasi iradeyle temellendirilmesi, üreten ekonomi modelinin çok acil hayata geçirilmesi, stokçuluğun önüne geçilmesi gerektiğini bildirdi.

Bahçeli, partisinin diğer önerilerine ilişkin de “Ekonomik seferberlik ilan edilmesini, makro ve mikro ekonomik dengeleri sağlamlaştırmak için yapısal sorunların süratle giderilmesini, küresel ittifak ve ilişki ağlarının yeni baştan değerlendirilmesini, ihracatın ithalata bağımlılığını azaltmak için yerli ve milli ürünlerin üretimine öncelik ve önem verilmesini, ekonomik eşitlik, özgürlük, adalet ve güvenlik konularında tesir düzeyi yüksek hamlelerin yapılmasını, adımların atılmasını bekliyor, tavsiye ve temenni ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de serbest piyasa şartlarının hakim olduğunu anımsatan Bahçeli, “Ne var ki ülke olarak seçeneksiz olmadığımız, milli ve ekonomik beka için en doğru tercihi yapmaktan çekinmeyeceğimiz herkesçe bilinmelidir.” dedi.

ABD için denizin bittiğini belirten Bahçeli, “Dolar çökerse ABD’nin çöküşü bile gündeme gelebilecektir. Trump yönetimi bu yüzden ekonomik terörden medet ummaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, milli paramız helalimizdir, alın terimizdir, el emeğimizdir, hiçbir şekilde pula dönmeyecektir.” diye konuştu.

Güvenli ve istikrarlı bir paraya sahip olmanın ön şartının fiyat istikrarı olduğuna işaret eden Bahçeli, ekonominin insani ve ahlaki yönüne odaklanarak, körüklenmek istenen panik havasını dağıtmanın, kötümserlik salgınını bastırmanın, kırılmak istenen güven ortamını canlı tutmanın herkesin sorumluluğunda olduğunu kaydetti.

Finansın rolünü azaltıp, ticareti güçlendirmenin, üreten bir ekonomiyi samimiyetle ve sabırla teşvik etmenin ertelenemez gerekliliğinin ortada olduğunu anlatan Bahçeli, dolar merkezli uluslararası ödemeler sisteminin artık sürdürülebilir görülemeyeceğini bildirdi.

Bahçeli, “Biz TL’nin yanındayız, milli paramıza sonuna kadar güven duyuyoruz. Bu ekonomik musibet döneminde hükümetin ve devletin cesaretle arkasındayız. IMF hatırlatması yapan, dış güçlere göz kırpan, emperyalizmin kripto elçiliğine soyunan müflis, muhalif ve münafık siyasetçilerle birlikte sözde uzmanların rezil ve mahcup olacaklarına, çok yakında insan içine dahi çıkacak yüz bulamayacaklarına yürekten inanıyoruz. Varsın bütün hasım ve hıyanet yuvaları üzerimize gelsinler, biz adam gibi duralım, sırt sırta verelim, azımız çok, karanlığımız mutlaka aydınlık olacaktır.” ifadesini kullandı.