OSMANLI İNANIYOR

0
187

Osmanlıspor’un ciddi bir toparlanma sürecinde olduğunu belirten Özköylü, “İkinci yarının ilk 8 haftası çok önemli olacak. Devre arasında yapacağımız takviyeler ile daha güçlü bir Osmanlıspor izleteceğiz” dedi

Süper Lig’de mücadele ettiği ilk iki yıl büyük başarılara imza atan, 3. sezonunda ise yaşanan talihsizlikler sonrası 1. Lig’e düşen Osmanlıspor, 5 haftadır gösterdiği performansla dikkati çekiyor. İlk iki hafta mağlup olan, sonrası puanlar alsa da kayıplara devam eden başkent ekibi, alınan kötü sonuçların ardından bildiği, tanıdığı, sevdiği teknik direktör Osman Özköylü’yü takımın başına getirdi. Futbolculuğundaki hırsı takıma kısa sürede hissettiren tecrübeli teknik adam, 5 haftalık süre içinde 4 galibiyet, 1 beraberlik aldı. 26 puana ulaşan Osman hoca ve öğrencileri, ikinci yarıdan ise daha umutlu. Ligi çok iyi bilen, takımları yakından tanıyan Osman Özköylü, Milliyet’e önemli açıklamalarda bulundu.

Osmanlıspor’dan teklif geldiğinde ne düşündünüz? Kulüp başarıların ardından zorlu bir sürece girmişti.

– Osmanlıspor benim için çok özel ve önemli bir kulüp. Ailem de Ankara’da yaşadığı için teklif geldiği zaman iki kat sevindirici oldu. Daha önceki çalıştığım dönemden yarım kalan bir işimiz vardı. Takım Süper Lig’e çıktığı sezon ben 14. haftada liderken ayrılmıştım. Olmaması gereken bir ayrılıktı ama kısmetimizde bu varmış demek ki. Yarım kalan, içimde ukde kalan olayı tamamlamayı çok istemiştim. Şimdi iyi bir fırsat yakaladım. Bıraktığımız zamankinden çok farklı bir durumda kulüp. Kadro anlamında revizyona uğramış bir takım var ortada. Gelmiş olduğumuz noktada, Osmanlıspor’a yardımcı olmaya çalışacağız. Toparlanması ve üst lige çıkması için üzerimize düşen ne varsa yapacağız. Yönetimin ve oyuncuların katkıları da çok önemli. Biz heyecanlı ve istekli geldik. Yarım kalan işi tamamlamak en büyük arzumuz.

Takım kadrosunu nasıl buluyorsunuz? Devre arası transfer olacak mı?

– Kadromuz güçlenecek. Eksik olan bölgelere takviye yapılması için yönetimle irtibat halindeyiz. Oyuncularımızın genel performansı anlamında daha net bilgilere sahip oluyoruz. Geldiğimiz günden bu yana takımda çok ciddi değişimler var. Gerçek performanslarına ulaşmaya başlıyor futbolcular. Devrenin bitmesiyle bazı kararlar vereceğiz ama bizi sonuca götürecek, gol oranını yükseltecek isimlere ihtiyaç var. Bu hamleyi yapmak durumundayız. Sezon başı takım bir ikilem arasında kalmış. Düşen takımı koruyup devam mı edelim yoksa yüksek maliyetlerinden dolayı bazı oyuncuları gönderelim mi diye bir ikilemde kalınmış. Ligin başlamasına çok az bir süre kala gidenler olmuş ya da pek çok yeni isim sonradan kampa katılmış, sezona başlayan takımda iki üç maç oynayan oyuncular bile olmuş. Ama transferin son günlerinde giden oyuncular takımın dengesinin bozulmasına sebep olmuş ve bu durum ciddi bir olumsuzluk yapmış. Gidenlerin yerine geleceklerin belirlenmesi, bu oyuncuların son durumu yanında kamp dönemi geçirmeyenler transfer edilmiş. Hazırlık süreci de zaman almış. Osmanlıspor’un sezona beklediği gibi başlayamamasının en büyük sebebi, net bir şekilde kadro yapılanmasının nasıl olacağına karar verilememiş olması.

5 hafta takım iyi göründü ve iyi sonuçlar aldı. Siz memnun musunuz?

– Sonuçsal anlamda çok memnunum. Allah’a şükür, beklediğimiz seviyenin üzerindeyiz. Mental olarak yıpranmış, hedeften uzaklaşmış, küme düşme hattıyla arasında çok az bir puan farkı kalmış takımın yaptığı sıçrama memnuniyet verici. Oyuncular da kendine inanmaya, güvenmeye başladı. Her anlamda çok ciddi bir değişim içindeyiz. Bunun yansıması bize sahada olumlu olarak döndü. 5 maçta 13 puanlık başarı üst gruba yakınlaştırdı. Alt grupla da büyük bir puan farkı yok. Bıçak sırtı maçlar oynuyoruz. Herkes herkesi yenebiliyor. Bizim geldiğimiz noktaya kadar yeteri kadar kredisini tüketmiş bir Osmanlıspor vardı. Artık bizim farkı kapatmamız için, üst sıralarla puan farkının açılmaması için daha çok puan toplamamız gerek. İstenilen oyun anlayışına doğru futbolcularımız yaklaşıyor, psikolojik olarak da ayaklanıyorlar. Biz yüksek şiddette oynamayı tercih eden bir teknik ekip olarak takımımızı hazırlıyoruz. Her geçen gün üzerine koyarak gidiyoruz. Devre arasında yapılacak kamp dönemi, aramıza katmak istediğimiz nokta transferler ile ikinci yarı bambaşka bir Osmanlıspor olacağını düşünüyorum.

Herkes inanmalı

İkinci yarı nasıl olacak?

– En büyük hedefimiz, ikinci yarı çok daha iyi bir Osmanlıspor izletmek. Sahaya çıktığı zaman kazanma duygusunu rakibe ve taraftara hissettiren bir Osmanlı beklentimiz var. Bunun altyapısın oluşturmaya çalışıyoruz. Gelişim içinde olduğumuzu söyleyebilirim. İnanç her geçen gün artıyor. Oyuncular ile yönetimin inanması çok önemli. Bizden önceki süreçte hedeflerden uzaklaşmanın olumsuz havası herkesi etkilemiş. 5 maçlık süreçte ciddi bir toparlanma oldu. İkinci yarının ilk 8 maçlık periyoduna baktığımız zaman çok önemli ve belirleyici maçlar oynayacağız. 8 maç içinde bir tek alt sıralarda yer alan Karabük maçımız olacak. Onun dışındakiler üst sıralarda ve iyi takımlarla oynayacağız. O süreci en kayıpsız şekilde geçmemiz gerekiyor ki ondan sonra bizim adımıza daha avantaj getirebilir. Neden? Biz üst sıralardaki takımlarla oynamayı bitirtikten sonra onlar kendi aralarında oynayacak ve bizim bunu iyi kullanmamız gerekir. Yönetim ile yaptığımız görüşmelerde yapılacak olan transferlerin ikinci yarı hazırlıklarına başlayacağımız 28 Aralık’a yetişmesini özellikle istedim. Onların mental ve fiziksel olarak takıma maçlara hazır olması çok önemli. Bizim o süreci çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

Haksız rekabet var!

Şehir dışında oynamak planlarınızı bozuyor mu?

– Alışmaya başladık demem lazım. Adana maçımız da büyük ihtimalle Bolu’da olacak. 5 maçlık süreçte fikstüre baktığımız zaman 3 iç saha, 2 deplasman oynamamız gerekiyordu sadece bir maçımızı stadımızda oynayabildik. Bizim açımızdan dezavantaj mı? Kesinlikle evet. Gittiğimiz yer bizim şehrimiz değil, stadyumumuz değil, biz orada yaşamıyoruz. Elazığ ve Afyon maçı oynadık, rakibin taraftarı bizden daha çoktu. Bunlar büyük bir handikap. Biz mağduruz. Hedefe oynayan bir takım olarak, ilk yarıda oynamamız gereken 9 iç saha maçının sadece 6’sını oynuyoruz. 3’ünü dışarıda oynuyoruz. Ligin tamamına baktığımız zaman, 17 iç saha, 17 dış saha oynamamız lazım. Biz 14 iç saha, 20 dış saha oynayacağız. Böyle bir durum söz konusu. Bunu Gençlerbirliği ve Ankaragücü’de yaşıyor. Hepimiz haksız bir rekabetin içine sokulduk. Planlamada hata yapılmış. Burada 1 stadyum olduğu, kupa maçlarının da ekleneceği belliydi. Hatanın cezasını biz çekiyoruz. Rakiplerimiz Ankara’ya geleceğine Bolu’ya gidiyor. Ev sahibi onlar gibi oluyor. Stadın çimleriyle ilgili sorunlar olabilir, sezon başından bu yana 3 takım kullanıyor Osmanlı Stadı’nı. Yani bakımı kolay değil. 15 günde bir maç oynanan stadlarda bile kış dönemi zeminin bozulması çok normal. Hatay Stadı’nın halini görüyoruz. Bizim statta sporcu sağlığı düşünülüyor da Hatay Stadı’nda neden düşünülmüyor? Çamurun içinde orada neden maçlar oynatılıyor? Orada daha büyük tehlike var. Bizim stamız alttan ısıtmalı. Bu takımlar hep zemini bozuk stadyumlarda oynadı. O zaman neden kimse ‘siz zor durumsanız’ deyip bir kolaylık göstermedi. Buraya Beşiktaş takımının gelmemesi için biz 3 haftadır dışarı gitmek zorunda kaldık. Burada maalesef federasyonun da yapmış olduğu yanlış planlamanın etkisi bulunuyor. Sporcu sağlığını düşünürsek en az 30 stadyumda maç oynanmaz. 2. ve 3. ligleri düşünmüyorum bile. Oradaki futbolcuların vay haline. Birçok takımın antrenman sahası bile rezalet durumdayken, bizim stadyumda yanlış bir gübreleme yapılmış ve çimleri yanmış. Şimdi çimlerin yeniden çıkmasını bekliyoruz. Aralık ayında çim mi çıkar? Bu nasıl bir mantık. Bizim bir deplasmanımız 70-80 bin TL’ye mal oluyor. Maddi anlamda da kulüp olarak zarar içindeyiz. Bunları kimse düşünmüyor. Biz neden 14 maçımızı içeride, 20 maçımızı dışarıda oynayalım? Burada bizim maçımıza 200 kişi gelse, kendi ailemiz bile gelse onların sesi bizi motive ediyor. Ne olursa olsun bütün handikaplara rağmen yolumuza azimli bir şekilde devam edeceğiz. Maç nerede oynanırsa oynansın kazanmak için sahada olacağız.

İmza töreninde bir değişimden bahsetmiştiniz. Değiştiniz mi?

– Ben hep söylüyorum. Biraz hırsımızdan, heyecanımızdan dolayı hatalar yaptık. O agresifliği belirli bir seviyede tutamadığımız, o isteği, coşkuyu içimizde çok saklayamadığımız için hatalar yaptık. Onları yapmasak benim 11 yıllık antrenörlük kariyerimde belki 6-7 şampiyonluğum vardı. Bu çok önemli bir rakam. Maalesef kendim ettim kendim buldum derler ya. Biz heyecanımızı törpüleyemediğimiz ve hep doğruları söyleme ihtiyacı hissettiğimiz için hatalı olduk. Ben doğruları yaptım ama insanların işine gelmedi. İşini yap, sus bekleniyor. Bildiğin, gördüğün doğruları söylediğin zaman kötü adam oluyorsun. Bu da bana, ekibime yansıdı. Hazırladığımız pek çok takım şampiyon olmuş, finaller oynamış ama biz işin hamallığını yapmışız sadece. Kupayı alıp kaldıramamışız. 2 şampiyonluğumuz var ama bu sayı daha fazla olabilirdi. Suçlu benim, piyasaya uymadığım için. Racon neyse ona uymak lazım, biz de bunu yapamıyoruz. İçimizde ne varsa art niyet olmadan paylaşıyoruz. Bu her zaman farklı yorumlandı ve fatura bize kesildi.

Bir kural listeniz var mı?

– Futbolcular profesyonel anlamda ne yapmak istediklerini bilmeli. Onlara şunu yapın, bunu yapın dememek lazım. Kısıtlamalar getirmek zorunda kalabiliyoruz. Genç insanlar neticede, bazı şeylere dikkat edemeyebiliyorlar. Kış günü giyim-kuşama dikkat etmeyip hastalanabiliyorlar. Beslenmelerine ya da uykularına dikkat etmeyebiliyorlar. Bilgisayar oyunlarıyla geç yatanlar da oluyor zaman zaman. Sorumluluk sahibi ve bilinçli bireyler olmaları gerekiyor. Biz antrenmandan 3 saat önce kulüpte toplanırız, çalışmamızı yapar, sonra da 1.5 saat dinleniriz. Normal bir işe gider gibi bizde de en az 6 saat kulübe harcanıyor. Onlar da gördüğümüz eksikleri bu zaman diliminde giderebiliyoruz. Antremana 5 dakika kala gelen oyuncu olursa ben onun ne yaptığını bilemem. Buraya yorgun gelen bir futbolunun sakatlık ihtimali yükseliyor. Dinlenme, iyi beslenme şart. Bu konuya kulübümüzde dikkat ediyoruz. Diyetisyenimizin hazırlığıdı liste ile oyuncularımızın kaybettiği kalorileri sağlıklı şekilde kazanmalarını sağlıyoruz. Uyku kısmına da kendilerinin dikkatli olması gerekiyor.

Süper Lig’i hak ediyor

Geleceği nasıl görüyorsunuz?

– Osmanlıspor, bir Başakşehir olabilecek potansiyele sahip. Süper Lig’de kaldığı 3 sezon ve yaşadığı bir Avrupa ligi deneyimi var. Bu süreç, kulübe çok şey katmış. Yükselen maliyetler, ekonomik anlamda belirli sıkıntıları getirmiş. Osmanlı, vizyon olarak kendini iyi yere taşımış. Tesis ve idari anlamda yukarılarda olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Spor kulüpleri ekonomik sorunlarla uğraşıyor. Altyapıya yatırım yapılmazsa, nasıl çıkacağız bu durumdan?

– Türkiye altyapı konusunda felaket durumda. Altınordu bu alanda öne çıkıyor çünkü üstyapı diye bir düşünceleri yok. Onun dışında, Türkiye’nin 4 büyük kulübü var diyorsunuz, hepsinin altyapısı felaket. Trabzonspor onlardan iyi gibi görünse de çıkan oyuncu kalitesinin onlardan iyi olmasıyla ilgili. Ve Trabzon’un o isimleri kullanabilmesi avantaj. Diğerlerinin hedefleri daha büyük olunca günü kurtarmak için büyük bedellerle transferler yapılıyor. Bugün birçok kulüp batmış durumda. Çok acil olarak Türk futbolunda bir devrime gidilmesi gerekiyor. Tek kurtuluş altyapı. Büyük camialara sahip takımların bugün pek çoğu 2. ve 3. lige düşmüş durumda. Tek sebep, yöneticilerin günü kurtarma telaşından kaynaklanıyor. 1 milyonluk oyuncuya 3 milyon verirsen böyle olur. Federasyonun, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nu (UÇK) kaldırma durumu var. Bu kulüplere yapılabilecek en büyük kötülük olur diye düşünüyorum.

Futbolda hakem hata yapabilir

VAR sistemine bakış açınız nedir?

– Ben hiç istemedim, sevmedim. Futbolu bozdu. Hakem de hata yapabilir. Saniyelik anlar bunlar. Pozisyon oluyor, üzerinden başka pozisyonlar geçiyor, 10 futbolcunun ayağına gelmiş top. Tekrar geri dön, incele, geçmiş pozisyonun kararını ver. Hayal kırıklığı diye düşünüyorum. Bir de VAR’a rağmen yaşanan hatalar görüyoruz. Futbolun ruhunu bozdu. Televizyondan maç izlerken eski keyfi alamıyorum. Hakemler de panik halinde oluyor. Güven kaybı yaşıyorlar ve sonraki kararlarını etkiliyor. Bence bir an önce kaldırılsın.

Ligde herkes herkesi yenebilir

Ligi nasıl buluyorsunuz?

– Dengeli bir lig var. Gençlerbirliği ve Boluspor’un iyi bir başlangıcı oldu. Son haftalarda onlar da puan kaybetti. Yavaş yavaş düşmeler olacak, formlar değişecek. Dengeler bozulacak, yorgunluklar ortaya çıkacak. Bu ligde herkes herkesi yenebilir gerçekten. Önemli olan bizim kendi adımıza en az puan kaybıyla yola devam edebilmek.

Ankara yaşanabilir en güzel şehirlerden

Ankara bildiğiniz bir kent. Özellikle gittiğiniz, sevdiğiniz yerler var mı?

– Ben Ankara’yı çok seviyorum, büyük bir huzur duyuyorum burada. 2006 gibi yerleştim Ankara’ya. O dönem Şekerspor’da oynadım, antrenörlük yaptım. Sonrasında Ankara inanın bizim için dünyada yaşayabileceğimiz en güzel şehirlerden biri oldu. Ailece çok seviyoruz.

Fatih Terim’e sormam gerekirdi

Kariyerinizde sizin için en önemli dönem hangisiydi?

– 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri’nde grup maçlarında oynayan futbolculardan biri de bendim. Başarılı olup ilk kez katılacağımız şampiyonanın heyecanını yaşarken benim burnumda bir kırık oluşmuştu. Teknik direktörümüz Fatih Terim’e sormadan ameliyata gittim. Ben ameliyata girince eşimi aramış, ‘çıkarın ameliyattan’ diye. Bana çok kızmıştı. Türk milli takımının tarihinde ilk kez yakaladığı bir başarısına katkım olmuştu ama şampiyonada yer alamadım. Danışmadan yaptığım bir hareketten dolayı çok üzülmüştüm. Kampa gittim ama oynayacak durumda olmadığım için maçlarda yer alamadım. Hayatımdaki en büyük pişmanlığımdır. Trabzonspor döneminde de kazandığımız kupalar, oynadığımız finaller çok önemliydi. Artık antrenörlük hayatımızdaki başarılar ve iyi işler için çalışıyoruz.

(ORHAN KEMAL ERKILIÇ-MİLLİYET ANKARA)