Dr. OSMAN YILDIZ: HİZMET-İŞ ÖRGÜTLENMEDE BAŞARILI

0
296

Dursun ERKILIÇ

Hizmet-İş Sendikası’nın 13. Olağan Genel Kurulu öncesi, birinci gün düzenlenen, “Örgütlenmede İyi Uygulama Örnekleri ve Taşeron Sistemine Karşı Çözümler” konulu panel vardı. HAK-İŞ Genel Sekreteri Dr. Osman Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde sendikalaşma, emekçilerin hakkının, hukukunun korunması ve çalışma hayatına ilişkin çok önemli görüş, değerlendirme ve öneriler dile getirildi.

Panelde, Hizmet-İş Genel Başkanvekili Av. Hüseyin Öz, ITUC Afrika Temsilcisi Joseph Toe, ILO Temsilcisi Tuba Burcu Şenel, YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Aydınlı, Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cavit Demiral panelist olarak yer aldı.

Sendikanın internet sitesinde geniş biçimde yer verilen konuşmalarda, çalışma hayatının Türkiye ve dünyadaki durumuna ilişkin çok önemli bilgiler verildi.

DR. OSMAN YILDIZ: HİZMET-İŞ ÖRGÜTLENMEDE ÇOK BAŞARILI

HAK-İŞ Genel Sekreteri Dr. OSMAN YILDIZ, panelde yaptığı konuşmada, “HİZMET-İŞ Sendikası örgütlenme konusunda önemli bir başarı yakalamıştır” dedi.

Yıldız, panelde ele alınan örgütlenmede iyi uygulama örnekleri konusunda değerlendirmelerde bulunarak, örgütlenme konusunun dünya çalışma hayatındaki önemini anlattı.

Yıldız ayrıca, taşeron sistemine karşı çözümler konusunda Türkiye’deki ve dünyadaki örnekler konusunda bilgilendirmelerde bulundu.

HÜSEYİN ÖZ: ÖRGÜTLENME ATEŞİNİ YAKTIK

Genel Başkan Vekili Av. HÜSEYİN ÖZ, “HİZMET-İŞ Sendikamız bir anda 50 bin üyeden 320 bin üyeye çıkmadı. Ülkemizin 90 yıllardan itibaren içinde bulunduğu ekonomik koşuları göz önünde bulundurursanız, Türkiye’de aslında çok büyük özelleştirme hamleleri oldu. Bunda IMF’nin, Dünya Bankası’nın ve hakim güçlerin katkısı oldu. IMF özelleştirmeyi genişletip, kamuyu küçülteceksin dayatması yaptı. 80’den bugüne Türkiye’de kadrolu işçi sayısı 1 milyon kadrolu işçiden 180 bine kadar düştü. Türkiye’de kamu kurumlarında boşalan yeri taşeronların işçileri doldurdu. 1 milyon kadroludan 1 milyon taşerona dönüştü” dedi.

Konfederasyonumuz ve Sendikamızın 2000’li yılların içinde taşeron işçileri örgütlemek değişik illerde pilot uygulamalar yaptığını kaydeden Genel Başkan Vekilimiz Öz, “HİZMET-İŞ olarak kamuda örgütlenme çalışması yaptık. Aydın’da 1800 arkadaşımız çok hızlı bir şekilde örgütlenerek sendikamıza üye oldu. Ancak bu arkadaşlarımızın sendikalı olmasının önünde yasal engeller vardı. 2013 yılına geldiğimizde taşeronda çalışan milyonlarca işçi vardı. Bu işçiler haklarını iyileştirebilmek için kendi içlerinde örgütlenmeye çalıştı. Ancak başarıya ulaşamadı. 2013 yılında biz bu çalışmaların tam ortasında “Taşeron Gerçeği” adı altında çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmanın neticesinde bazı sonuçlara ulaştık. Araştırmaya 5250 arkadaşımız katıldı, çalışmaya katılan işçi arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu 30-38 yaş arasındaydı. Yapılan anket çalışmasında işçi arkadaşlarımız, taşeron işçiliğini ucuz iş gücü olarak tanımladı. İşçilerin büyük bölümü hiçbir sendikaya üye olmadığını ve üye olmak istemediğini belirtirken, büyük çoğunluğu da işten çıkartılma korkusuyla hiçbir sendikaya üye olmamıştı” diye konuştu.

Yine bu anketten çıkan sonuca göre, işçilerin büyük çoğunluğunun kıdem tazminatından mahrum olduğunun ortaya çıktığını belirten Öz, “İşçi arkadaşlarımız çalışanların temel haklarına sahip olmadığını ifade etti. Tam böyle bir ortamda elinden tutulması ve örgütlenmesi gereken bir topluluk gördük. Bu topluluğa öncülük edecekse HAK-İŞ öncülük edecek dedik ve yola çıktık. 2014 yılı 14 Ocak’ta HİZMET-İŞ Sendikamızın kuruluş yıldönümünde Ankara’da, “Sendika Seni Korur”, “Hakkın Bize Emanet” temasıyla 81 ilden gelen yaklaşık 7 bin arkadaşımızla bir araya geldik ve örgütlenmenin ateşini yaktık.  Buraya katılan arkadaşlar hiçbir sendikaya üye değildi. Bu çalışanların tamamı kamunun işini yapan arkadaşlardı” dedi.

Öz, “2014 yılı haziran ayında yaklaşık 80 bin civarında arkadaşımız 5 ay içinde sendikalarımıza üye oldu.  Dönemin çalışma bakanı Faruk Çelik öncülüğünde yapılan çalışmalar neticesinde TBMM’ye 6557 sayılı kanun teklifi geldi. 2-2,5 aylık çalışmadan sonra 6557 sayılı kanun yasalaştı. O güne kadar, taşeron işçisi arkadaşlarımızın pek çok konuda sorunları çözüldü. Kıdem tazminatları sorunları çözüldü, izin hakları sorunları çözüldü, ücretleri kamu kurumları garantisi altına alındı. Ardından, taşeronda çalışan arkadaşlarımız bu düzenlemeyle çok büyük bir hızla sendikalara üye olmaya başladı” diye konuştu.

Sendikamızın 2014 yılında Ankara’da 7 bin taşeron emekçisiyle yaptığı toplantının neticesinde, taşeron işçilerin sendikamızın şemsiyesi altında toplanmaya başladığını kaydeden Öz, “Bu çalışmalar halen devam ediyor” dediği konuşmasında, “Bu mücadeleyle 2017 yılına geldik. 2017 Aralık ayına gelene kadar bütün 1 Mayıslar’da 10 binlerce işçi kadro diye haykırdı. Cumhurbaşkanımız da bu kadro taleplerine kayıtsız kalmadı ve bu arkadaşlarımız 2018 yılında kadrolarına kavuştu” ifadelerini kullandı.

TAŞER SORUNU İÇİN AK PARTİ GAYRET GÖSTERDİ

Prof. Dr. İbrahim Aydınlı, taşeron sorununun bitmeyen bir sorun olarak kendini gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti: “Ak Parti hükümetlerinde sorunun çözülmesi anlamında gayretler sarf etti. 2014 yılında taşeron işçilerin haklarının koruması adına iş kanunu değişim hakkı getirildi değişiklikler yapıldı, ancak örgütlenme olmadığı için sorun çözülemedi. İşçinin ferdi hakları ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin kanunda bunun talep edilebilmesi muhatabının bunu anlamasına ve talep edenin gücüne bağlı, burada hakların talep edilmesinde sendikaların üstlendiği rol ve elde edilen sonuç çok kıymetli” diye konuştu.

Taşeronların kadroya geçmesiyle, kadroya geçen işçiler neredeyse memurlar kadar haklara sahip oldu diyen Aydınlı, “Örgütlenme özgürlüğü ve güçlü sendikacılığın kurgulanması işçinin özgür iradesine bırakılmalı. Bir işçi kendi iradesiyle hangi sendikaya üye olmak istiyorsa o sendikanın durumu hukuken korunması lazım” dedi.

ÖRNEK GÖSTERİLECEK SENDİKAL UYGULAMALAR

ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) Temsilcisi TUBA BURCU ŞENEL, HİZMET-İŞ Sendikamızın son dönemlerde Türkiye’ de ve küreselde örnek gösterilecek sendikal temsilcilik uygulamaları olduğunu belirtti.

Dünyada ve Türkiye’de sendikalı olma oranlarında düşüş olduğunu ve bunun nedenini araştırmak için anket yapma kararı aldıklarını kaydeden Şenel, şunları söyledi: “Türkiye’de sendikal çalışmalar alanında 2000 kişilik bir anket yaptık. Ankete katılanlara genel olarak sendikalar ve örgütlenme hakkındaki düşüncelerini sorduk. Sendikaların başarısını sorduğumuzda, sendikal başarının düşük olduğu görüşü çıktı. Katılımcıların, sendikalardan daha çok beklenti içinde olduğu ortaya çıktı. Üye olduğunuz sendika çalıştığınız yerde etkin midir sorusuna etkin cevabı aldık. Neden sendikalı oldunuz sorusuna iş yerinde sendikalı olanların sayesinde sendikalı oldum. Kendini sendikanın parçası olarak görüyor musun diye sorduğumuzda ise sendikalı çalışanlar kendisini sendikanın parçası olarak gördükleri sonucu çıktı. Ankette sendikalı olmayanların ise sendikaya inanmadığı için sendikalı olmadığını anladık.”

TAŞERON İŞ HUKUKUNUN FITRATINA AYKIRI

Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi CAVİT DEMİRAL, İş hukukunun daha geniş alana yayıldığını belirtti.  Demiral, “2010’lu yıllara geldiğimiz zaman teknolojik gelişmeler, artan refah konusunda ilerlemeler oldu ama artan refahın topluma nasıl yayılacak konusunda sorunlar ortaya çıktı. Üretim artsın, verimlilik, performans artsın ancak çok çalışma, aile yapısıyla ilgili sorunlar ortaya çıkarttı.  İş hukuku sadece iş hukuku, işçinin hukuku değil, iş hukuku bozulduğu zaman hem sosyal hayatı hem iş hayatını ilgilendiriyor” dedi.

Demiral, “Taşeronun iş hukukun fıtratına aykırılık teşkil etmektedir. 90’lardan sonra esnekleşmeler meydana geldi, bu durum başka sorunlara yol açtı. İş, üretim ve kazancın artması evlenme oranlarını düşürdü, hatta boşanmaları arttı. Çalışma hayatıyla sosyal hayatın birlikte hareket edebilmesi gerekir uyumlu olması gereklidir” diye konuştu.

Taşeron sisteminin uygulanabilir olduğunu ifade eden Demiral, “Taşeron zorunlu durumlarda yapılmalı. İşverenler asli işçi yerine ödünç işçi uygulamasını kullanma eğilimine yönelmemeli. Asli istihdam yerine ödünç işçilerle işi yürütmek doğru bir uygulama değildir… Biz farklı zamanlarda taşeron işçiliğin sürekli istihdam unsuru olarak kullanılmasının, insan onuruna aykırı olduğunu ifade ettik ve siyasi iktidarda bu konuda ikna oldu” dedi.

AFRİKADA KÖLELİK HALEN DEVAM EDİYOR

ITUC (Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu) Afrika sorumlusu JOSEPH TOE, örgütlenmenin çalışanların gücüne güç kattığını söyledi.

Toe, “Sendika çalışmaları çoklu, bağımsız ve demokratik çalışmalardır. Sendikalı olma konusunda halen çok çaba sarf edilmesi gerekiyor. Bugün de geçmişte olduğu gibi etkin olduğunu göstermemiz gerekiyor. Afrika’da çalışanların yüzde 40’ı kayıt dışı sektördeki çaresizliğin içinde ve hiçbir hakka da sahip değildirler. Herkes kendine çalıştığı için ve sendikalı olmadığı için haklarını alamıyorlar. Ayrıca Afrika’da gezgin çalışanlar olduğu için belirli düzenli bir işveren yok, bu sebeple sendikal büyümeden bahsetmek güçleşiyor. Çalışanların sendikaya üye olma hevesi azalıyor çünkü sendikaların toplum içindeki etkinliği azaldığı için üyelikler azalıyor. Afrika’nın aktif nüfusu 600 milyon ancak sendikalı insan ayısı 20 milyon bu durum bizi düşünmeye itti. Çalışanların yeniden sendikalaşması için çalışma yapılmalı. Çalışanların gücünü artırmak için ulusal kampanyalar yürüttük. Yürütmeye devam edeceğiz. Özellikle kadınları örgütlememiz gerekiyor çünkü kadınlar örgütlenmede daha etkin. Sanıldığının aksine Afrika’da kölelik halen devam ediyor. Bizim bu konuda da çalışma yapmamız gerekiyor” diye konuştu.

Panelistlerin sunumlarının ardından, genel kurula katılan yabancı konuk sendikaların temsilcileri konuşma yaptı.