DARBELER, ZORBALAR, HIRBOLAR VE HAK-İŞ…

0
121

Dursun ERKILIÇ

İnsanlar gibi toplumların da yaşadığı travmalar vardır. Bu sarsıntılar öylesine etkilidir ki ‘bin yıl sürecek’ derin izler bırakır! İnsana ve topluma kıyan darbeler işte bu etkiye sahiptir. Bunlardan biri de 28 Şubat Postmodern Darbesidir…

28 Şubat’ın 22. yıl dönümünde bir basın toplantısı düzenleyen HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, hem bu postmodern darbenin hem de diğer darbelerin birey, toplum ve özellikle de emekçiler üzerindeki sarsıcı etkilerini hatırlattı.

HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Toruntay, Genel Sekreter Dr. Osman Yıldız, Genel Sekreter Yardımcısı Erdoğan Serdengeçti ile Konfederasyona bağlı sendikaların başkan ve yöneticilerinin hazır bulunduğu basın toplantısında, “28 Şubat 1997’nin Türk demokrasisi açısından kara bir leke olduğunu” vurgulayan Mahmut Arslan, hep konuşulan ancak gereği yapılmayan bir hususu bir kez daha hatırlattı. 28 Şubat sürecinin yargıya yansıyan kısmının yeterli olmadığını söyleyen ve süreçle ilgili davanın gerçek anlamda tamamlanmadığını dile getiren Arslan, “28 Şubat sürecine doğrudan ve dolaylı olarak gerek kurumsal, gerekse kişisel olarak destek verenler mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır” dedi.

O anlatırken düşündüm;

Emekçiye her sefer darbe vurdu darbeler

İnsanları canından bezdirdi hep zorbalar

Darbeyi fırsat bilip banka soydu hırbolar

Mahmut Arslan söyledi; üç yüz milyar dolarmış

Mahmut Arslan, HAK-İŞ Konfederasyonunun darbelere karşı duruşunu anlatırken şunları söyledi:

“Kuruluşumuzdan itibaren darbelere, olağanüstü dönemlere, demokrasiye yönelik bütün müdahalelere karşı demokrasiden, milli iradeden, halktan, özgürlükten yana bir tavır aldık. Kuruluşumuzdan kısa bir süre sonra karşılaştığımız 12 Eylül darbesi sonucunda bizimle beraber bazı konfederasyonlar, sendikalar kapatılmış, mal varlıklarımıza el konulmuş, sendikal faaliyetlerimiz yasaklanmıştı. HAK-İŞ olarak o tarihte demokrasiden yana olduk, darbelere karşı tavır geliştirerek sürecin bir an önce sona erdirilmesi için çaba sarf ettik. Aynı şekilde 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi de HAK-İŞ ve HAK-İŞ’e bağlı sendikalarımız her zaman olduğu gibi yine demokrasiden, halktan, millet iradesinden yana tavır almış ve bunun bedellerini ödemiştir…”

‘BEŞLİ ÇETE’YE DAHİL EDİLMEK İSTENMİŞ…

28 Şubat denince akla ilk gelen şeylerden biri de döneme ve darbeye damgasını vuran ‘Beşli Çete’dir. Bu çete hakkında da değerlendirmelerde bulunan Arslan, “28 Şubat’ta kendi ifadeleriyle beşli çete, beşli inisiyatif, yıkım ekibi şeklinde tanımlanan bir oluşum gerçekleştirilmiştir. Bu oluşum TOBB, TİSK, TESK, TÜRK-İŞ ve DİSK’in içinde olduğu bir yapıdır. Bu yapıya konfederasyonumuz da dahil edilmek istenmiştir. Ancak HAK-İŞ olarak bu ve benzeri antidemokratik çeteler arasında yer almayacağımızı, demokrasiden, milli iradeden, özgürlükten ve ülkemizin normalleşmesinden yana tavır alacağımızı ifade ettik” dedi.

VARLIĞINI 28 ŞUBAT’A BORÇLU OLANLAR VAR…

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan’ın şu sözleri de ibretlik:

“10 Aralık 2018 tarihinde bir konfederasyonun genel başkanı şu açıklamayı yapmıştır: Ben 28 Şubat süreci olmasaydı, bu konfederasyonun genel başkanı olamazdım.

Varlıklarını 28 Şubat sürecine borçlu olanların demokrasiye, işçilere, emek hareketine verecek hiçbir şeyleri olamaz…”

MİLLETTEN ÖZÜR DİLEMESİ GEREKENLER…

“Bizim hedefimiz, meselemiz kişiler değildir” dedikten sonra, 28 Şubat Postmodern Darbesi sürecinde ‘Beşli Çete’nin içinde yer alan TESK, TÜRK-İŞ, DİSK ve TİSK’in o dönemdeki yöneticilerinin kurumları adına görev üstlendiğini belirten Mahmut Arslan, şunları söyledi:

“Bu kurumlardan istediğimiz bir şey var. Yargı süreçleri işletilmese bile bu kurumların kurulları kongrelerinde karar alıp 28 Şubat ve 12 Eylül sürecine destek verdikleri için milletten özür dilemeliler. Bu özür milletimiz tarafından kabul edilir veya edilmez. Yeni bir 28 Şubat sürecine fırsat vermemek için bunu istiyoruz. Herkesin demokrasinin, özgürlüklerin, milli iradenin, halk iradesinin ne anlama geldiğinin altını çizmesini istiyoruz. Hükümetin, yargıçların, savcıların ve 28 Şubat süreci mağdurlarının bu sürecin takipçisi olmasını istiyoruz. 28 Şubat sürecinde yargının brifinglerle kontrol altına aldığı yargılamaların, sakat, eksik ve haksız olduğuna inanıyoruz. O süreçte yargılanan ve hüküm giymiş, daha sonra yargılamalarında iade-i mahkeme hakkı verilmemiş bütün hükümlülere yeniden yargılama yolunun açılmasını istiyoruz.”

Arslan, 28 Şubat döneminin Başbakanı ve darbenin baş mağduru Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ölüm yıl dönümünü hatırlatarak rahmet diledi…

YARGILANMASI GEREKENLER VAR…

Basın toplantısında, “28 Şubat sürecine doğrudan ve dolaylı olarak gerek kurumsal, gerekse kişisel olarak destek verenler mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır” diyen Mahmut Arslan, bu konudaki mesajlarını çok net verdi:

“İş adamları, kamu bankalarını boşaltanlar, yargı mensupları, haksız ve adaletsiz yere karar veren yargı mensupları, brifinglere katılan yargı mensupları, işverenler, iş adamları, üniversite mensupları, medya mensupları, siyasetçiler, kamu görevlileri, bunların hepsinin yargı önünde hesap vermesi gerekiyor…”

Hak-İş Konfederasyonu Onursal Başkanı Salim Uslu da bir mesaj yayımlayarak, “Türkiye’yi en az 25 yıl geriye götürmüş olan 28 Şubat Postmodern Darbesinin apoletlileri, kamuoyunu tatmin edecek düzeyde olmasa bile bir şekilde yargılanmış olmasına karşılık, darbeye ‘sivil’ kontenjanından taşeronluk yapan apoletsizler henüz hesap vermemiştir” hatırlatmasında bulundu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here