EMEK, EKMEK VE EMEKÇİLER

0
135

Emek, ekmek ve emekçiler

 Dursun ERKILIÇ

Emeği, ‘en yüce değer’ olarak görmek, kul hakkı yememenin ilk şartı olsa gerek!

Türkiye son yıllarda yeniden bulaştığı siyaset kavgasının içinde emeği de emekçiyi de ihmal eder oldu.

Bunu söylerken kimseyi zan altında bırakmak için değil, genel görüntüyü tespit ve dikkat çekmek için söylüyorum.

Ancak…

Bir de konunun güncel ve can yakan yanları var…

Yenilenecek olan İstanbul’daki Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçiminin hemen ardından Türkiye’nin her yerinde bir emek istismarı, emekçi kıyımı görmek kaçınılmaz gibi!

Çünkü…

Özellikle el değiştiren belediyelerdeki çalışanlar diken üstünde…

Bunu söylerken sadece ‘kafa takımı’nı, yönetici kesimini kast etmiyorum, tepeden tırnağa tüm çalışanları sarmış bir korkuya dikkat çekiyorum.

Bu ifade bir kuruntu değil, hem sendikacıların söylemlerine hem de gazete sayfalarına yansıyan haberlerde var bunun belirtileri.

 

BİRER TANE ÖRNEK VEREYİM…

31 Mart yerel seçimleri sonrası dört partinin adının geçtiği haberlerden bir özet yapayım:

-AKP’den Orhangazi Belediye Başkanı seçilen Bekir Aydın, bazı çalışanları işten çıkarmaya başladı. Belediye ilk iş olarak OBEFAŞ’tan başlayarak 8 çalışanın işine son verdi.

-CHP’li belediyelerde işçi kıyımına erken başlandı. Üst düzey yöneticiler sürgün yerken çok sayıda çalışana sendika değiştirme baskısı yapıldı. İşten çıkarmalar da hız kazandı.

-CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, MHP’nin kazandığı Manisa Büyükşehir Belediyesi’nde bayram öncesi işten çıkarmalar olduğu söyledi.

-Yerel seçimden önce Diyarbakır’ın Sur İlçe Belediyesine alınan işçiler, yönetim yeniden HDP’ye geçince işten çıkarıldı… Mardin Büyükşehir’de ise 30 kişi işten atıldı. İşçilerin arasında iki şehit yakını da var

 

BOLU BELEDİYESİNDE NE OLUYOR?

Bazı belediyelerdeki uygulamalar, yazının girişinde dile getirdiğim endişeleri daha da artırıyor. Çünkü bu gelişmeler çalışma hayatını sallayacak, sarsacak gibi görünüyor.

HAK-İŞ’e bağlı HİZMET-İŞ Sendikası, Bolu Belediyesi’nde işçilere yönelik sendika değiştirme baskısı ve 97 emekçinin haksız ve hukuksuz olarak işten çıkarılmasını protesto amacıyla ‘Emek ve Adalet Yürüyüşü’ başlattı.

 

 

BOLU BELEDİYE BAŞKANI’NA…

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yürüyüş öncesi yaptığı konuşmada zehir-zemberek sözler etti. Şöyle:

“Bir taraftan Hak-İş üyesi olduğu için Hizmet-İş ve Hak-İş’e bağlı diğer sendikaların üyeleri olduğu için baskı, tehdit, sürgünlerle sendikalarımızdan istifa ettirilen arkadaşlarımızın her gün sayıları arttırılırken bir taraftan seçim meydanlarından, noterden taahhütname yayınlayıp ‘Biz hiçbir işçimizi işten çıkartmayacağız, işine son vermeyeceğiz.’ diyerek noterden taahhütname yayınlayıp, Kur’an öperek millete mesaj veren Bolu Belediye Başkanına sesleniyorum; ‘Bu noter taahhüdü nerede kaldı, nerdesiniz?’ İşçileri, milleti, üyelerimizi, halkı kandırdınız ama Rabbimi kandıramadınız. Bunun hesabını vereceksiniz.”

CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU’NA…

İşten çıkarılanların işe geri alınması çağrısında bulunan Arslan, işçilerin sadece ekmeğinin peşinde olduğunu belirterek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da şöyle seslendi:

“Belediye Başkanlığı koltuğunuza oturduktan sonra bunlar AK Parti’li dönemde, MHP döneminde girdi ben bu işçilerle çalışmıyorum bu işçilerin işine son verin diye asla ve asla söylemeyeceksiniz, kimsenin aşıyla işiyle uğraşmayacağız herkesin işi herkesin aşı olacak felsefemiz bu.’ dedi, kim dedi Kemal Kılıçdaroğlu dedi. Nerede dedi Mersin’de 5 Mart’ta. Ey Kılıçdaroğlu, adalet için, demokrasi için insan hakları için Ankara’dan İstanbul’a yürürken söylediklerin nerede kaldı. Ey Kılıçdaroğlu Mersin’de söylediğin taahhütler nerede kaldı, ey CHP milleti kandırarak milleti yalan yanlış taahhütlerle kandırarak aldığınız oyların hesabı sorulmayacak mı sandınız bunun hesabını soracağız onun için buradayız.”

SON DURAK CHP GENEL MERKEZİ OLACAK

Arslan, konfederasyon olarak 22 sendika 700 bin üye ile destek verdiklerini belirttiği yürüyüşü başlatmadan önce de şu ifadeleri kullandı:

“Ve biz inşallah kazasız belasız ağrısız sancısız 200 kilometrelik Ankara yürüyüşünü CHP Genel Merkezi önünde sonlandıracağız. Mesajımızı oradan bir kez daha vereceğiz. Duymazlarsa duyacakları şekilde vereceğiz ve bizi anlamalarını istiyoruz. Zaman geçmiş değil. Ne zaman bu arkadaşlarımız işe döndü çadırı kendi elimizle sökeceğiz diye taahhütte bulunduk ama bizi ciddiye almadılar. Bizi ciddiye almalarını tavsiye ediyorum. Bizi önemsemediler, önemsemeyenlere buradan mesaj veriyoruz. Bakın işte Hak-İş kadroları Hak-İş öncüleri burada ve bu yürüyüşü başlatıyoruz.”

Demokrasi Meydanında dile getirilen eleştiri ve istekler, adeta meydanın ortasındaki Köroğlu Anıtına çarparak şöyle yankılanıyordu:

Mert dayanır nâmert kaçar

Meydan gümbür gümbürlenir