KÖY-KENT KÖPRÜSÜ BİR VAKIF

0
103

 

Dursun ERKILIÇ

İçinde Nobel ödüllü isimler de bulunan yüzlerce bilim insanı yaklaşık 25 yıl önce, “Geleceğin silahı buğday” dediğinde konuyla ilgili araştırmalar yapmış pek çok yazı yazmıştım…

Haklılarmış! Fakat koşullar değişti. “Buğday”, bugün bir sembole dönmüş durumda. Çünkü sözü edilen ‘buğday silahı’, çeliğe su verilmesi gibi buğdayın suyla harmanlanması sonucu ‘tarım silahı’na dönüştü. Bu özelliği ile insanlığın hatta tüm canlıların geleceğini tehdit ya da ihya eder hale geldi. Tehdidin bitip ihyanın yükselmesi için ne yapmak gerekir?

Türkiye’nin yararı bu soruda gizlidir

Bulunacak cevapsa sivil toplum izlidir

Nedeni ve nasılı yazılıdır, sözlüdür

Bir kongre bunları gösterdi ve yazdırdı

ÖNEMLİ BİR STK KONGRESİ VARDI

Kısa adı “Tohumluk Vakfı” olan Tohumluk Sosyal Yardımlaşma Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı’nın, farklı ve faydalı faaliyet, hizmet ve projeleri hayata geçirmesi için gereken adım atılarak ilk genel kurul toplantısı Radisson Blu Hotel Ankara’da yapıldı.

Kurucu üyelerce gerçekleştirilen genel kurulun divan başkanlığını eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden yaptı.

Önce şunu söyleyeyim: ,“Tohumluk Vakfı’nın adını bundan sonra çok duyacaksınız. Çünkü Vakfın, “Köy ile şehir arasındaki ekonomik ve kültürel uçurumun ortadan kalkması, köylü ile şehirli arasında bir kaynaşma sağlanması ve her iki kesimin de birbirinden öğrenmesi gerekenlere vesile olmak” gibi mühim bir maksadı var.

Sonra da diyeyim ki: Genel Kurulda hem yeni yönetim kurulu belirlendi hem de hedefler büyütüldü, yapılabilecekler netleştirildi…

Pınar Ayhan Başkanın konuşması derindi

Kimi sözler yakıcı… Bazısıysa serindi

Alkış aldı, sonunda, derde derman yüründü

Ben ise başka âlem yollarında dolaştım

PINAR AYHAN KONUŞTU, BEN GEZİNDİM!

Kurucu Başkan Pınar Ayhan’ı dinlerken, özellikle de Köy Enstitülerinden söz ettiği sırada, 62 yıllık ömür serüvenimin labirentine girdim. Kimi zaman umutlara kimi zaman da çıkmazlara çıktı yolum…

Mesela…

Babam anlatmıştı: Köy Enstitüleri için köylerden öğrenci toplanırken babam ve kardeşlerinin aile büyükleri tarafından nasıl ve niye ‘saklandıklarını’ daha doğrusu bulamasınlar, götürmesinler diye nasıl kaçırıldıklarını hatırladım… Eğer okuyabilselerdi meziyetleriyle ilgili önemli konumlara gelebileceklerini düşündüm…

Öyle ya Atatürk, çiftçilere seslenirken, “Okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumasını bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi gerçeği gören gerçek âlimler çıkar.” dememiş miydi? (Tarsus konuşması, Hâkimiyeti Milliye, 25 Mart 1923)

Şimdi neredeyse her evin önünde traktör ve sair tarım araç gereçlerinin bulunduğuna bakmayın; bedava kol gücü olan köy çocukları o zaman tarla, bağ, bahçe, ahırdaki işlerin görülmesi için önemliydi…

28 Aralık 1938’de Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Âli Yücel’in öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucu öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile kurulan Köy Enstitüleri, Türkiye’nin dertlerinin ilacıydı… İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un vatanperverliği, fedakârlığı ve memleket sevdalısı kadroların yarattığı mucize kısa sürede sonuç verince tüm dünyanın dikkatini çekmiş, ‘örnek’ gösterilmişti…

Ancak…

Bir de köy gerçeği vardı ve bu gerçek tüm çocukları ailenin işçisi hatta ‘kölesi’ yapıyordu. Tarla, bağ, bahçe, ahır onları bekliyordu. Buna rağmen…

Kafamdaki sorular kemirgendi cevap yok

Bilir gibi, şu desem, her cevapta soru çok

Fırça attım kendime! Hele dur dinle bir bak

Baktım, dinlemek yetmez anlamak da gerekir

SORUNUN YANITINI BULDUM!

Yukarıda, (sahibi değilsek) ‘Buğday silahı’ndan ya da ‘tarım bombası’ndan korunmak için gereken yapılsın diye dile getirdiğim, “Tehdidin bitip ihyanın yükselmesi için ne yapmak gerekir?” sorusunun cevabını toplantıda ifade edilen görüş ve değerlendirmelerde buldum.

Şöyle ki…

Tohumluk Vakfı Başkanı Pınar Ayhan’ın muhteşem anlatımı ile dile getirdiği güzel hallerle hemhal olanlar şu gerçekleri de tüm dünyaya göstermişti:

-Köy çocukları arasından profesör de inşaat ustası da çıkabilirmiş…

-Köy çocuklarından sanatçılar da dünya çapında yazarlar da yetişebilirmiş…

-Köy çocuklarından baytar da olabilirmiş, bilgili ve bilinçli çiftçi de…

-Velhasılıkelam: Köy çocuklarından her şey olabilirmiş…

Bunun için bir ‘tohum’ ekmek yetermiş, Köy Enstitüleri gibi… O tohumu kurutursan başına gelmeyen kötülük kalmazmış.

Tohumluk Sosyal Yardımlaşma Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı’nın yönetici ve üyeleri, Vakfın adına yakışır projelerle ‘tohum’ ekip büyütme niyetinde. Ankara’nın Gölbaşı ilçesi Subaşı Köyü’nün okuluna can suyu olma süreci başlatılmış bile. Yardımcı olunmalı…

Toplantı verimliydi her mevzu konuşuldu

Bilmeyenler var ise bilene danışıldı

Böylece birçok sorun, çözümle tanışıldı

Fitne fücur, kurnazlar ayrı yazı konusu

NOT: Tohumluk Sosyal Yardımlaşma Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı’nın yönetim kurulu Mehmet Akyürek, Pınar Ayhan, Nazlı Demirel, Zeliha Eser, Esra Güleyüpoğlu, Saide Ayşe Karakoç, Hakan Süer’den, Denetim Kurulu ise Mehmet Sühan Ayhan, Zehra Dilek Boymiyalı, Emel İrgil’den oluştu.