NEVZAT CEYLAN: Türkiye iklim krizini tetikleyen ülke değil

Çevre ve İklim (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 01.04.2022 - 00:05, Güncelleme: 01.04.2022 - 00:05
 

NEVZAT CEYLAN: Türkiye iklim krizini tetikleyen ülke değil

ANKHABER Başkent Ankara’da düzenlenen “EKO İKLİM Ekonomi ve İklim Değişikliği Zirvesi ve Fuarı”nda yapılan konuşmalarda Türkiye ve dünya ile ilgili çok önemli tespit ve değerlendirmeler yapılıyor. AK Parti Ankara Milletvekili ve Başkent Ankara Meclisi Başkanı Nevzat Ceylan da Zirvede yaptığı konuşmada önemli açıklamalarda bulundu. Konuya duyarlı isimlerden biri olan Nevzat Ceylan, TBMM’de Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonunda 1 Şubat’ta yaptığı konuşmada pek çok hususa dikkat çekerken; İskoçya’da düzenlenen 26. İklim Zirvesi’ne TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu Başkan Vekili olarak katılmış ve ülkemizi temsil etmişti. Nevzat Ceylan’ın konuşması şöyle: Hedefimiz 2053 Yılında Sıfır Karbon Cumhurbaşkanımızın 21 Eylül 2021 tarihinde 76. Birleşmiş Milletler Konferansında ülkemizin 2053 yılında net sıfır karbon hedefini açıklayarak yeni bir yeşil büyüme modelinin önünü açmaktadır. Karbon nötr hedefi, doğaya çevreye duyarlı iklim dostu bir yeşil büyümeyi sağlayacaktır. Yeşil bir dönüşüm içinde olan dünyada artık doğaya ve çevreye uyumlu iklim dostu politikalarla üretimimizi geliştirmeliyiz. Türkiye dünya üzerinde kuraklığın sürekli olarak tehdit oluşturduğu yarı kurak iklim kuşağında bulunmaktadır. Su zengini olmayan ülkemiz, küresel iklim değişikliğinden ciddi manada etkilenecek ülkelerden biridir. Kuraklık ile ekonominin birçok sektörü etkilenecek ve zirai ürünlerde, meralarda, ormanlık alanlarda azalma, orman yangınlarında artma, su seviyesinde düşme gözlemlenecektir. Tarım En Çok Etkilenen Sektör Tarım, küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenen sektör olacaktır. 2050 yılına kadar dünyada gıda ihtiyacının yüzde 60 artacağı hesaplanmaktadır. Bundan dolayı dünyada gıdaya erişimde zorluklar yaşanabilecektir. Bunun için akıllı tarım uygulamalarına geçilmesi gerekmektedir.  Suya erişime uygun tarım uygulamalarına geçilerek, tarım desenini buna göre planlamalıyız. Kuraklığın ve suya erişimin zorluklarının yaşandığı Konya Havzası gibi bölgelerde bu şartlara uyumlu tarım ürünleri yetiştirmeliyiz. Gelecekteki suyun sigortası olan ve gittikçe azalan yeraltı sularını rezerv olarak bırakılacak seviyede tutmalıyız. Su tasarrufunu sağlayacak tarımsal sulamaları teşvik etmeli ve bu konuda seferberlik başlatmalıyız. Ayrıca yağmur sularının ve atık suların tekrar değerlendirilmesine hızlı bir şekilde başlamalıyız. Ülkemizde; Sulanabilir arazilerin yüzde 70’den fazlası sulanabilir hale geldi. Tarımsal Sit uygulaması başlatılarak 258 ovada 7 milyon hektar tarım alanı korumaya alındı. Havadan bitkisel ilaçlamaya son verildi. Borulu sulama yüzde 6’dan 22’ye yükseldi ve damlama sulama yaygınlaştırıldı. Şehirlerin içme suyu, uzun süreli olarak çözüme kavuşturuldu. En önemli yutak alan ve biyolojik rezerv durumunda olan, su dengesini sağlayan sulak alanların eski haline gelmesi için ciddi tedbirler almalıyız. Bu çerçevede; 2006 yılında Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklik ile sulak alanların kurutulması ve doldurulması yasaklandı. Gıda güvenliği ve güvencesinin temini, sürdürülebilir tarımsal işletmelerin devamlılığı, küçük aile işletmelerinin güvence altına alınması, organik tarımın teşvik edilmesi ve özellikle kırsal kesimden şehre göçün durdurularak, şehirden kırsala dönüş konusunda tedbirler alınması gerekmektedir. Çevre Dostu Akıllı Şehirler Kurmalıyız Şehirler, küresel iklim değişikliğini tetikleyen en önemli bölgelerdir. Artık ülkemizdeki insanların yüzde 90’ı şehirlerde yaşıyor. Dolayısıyla şehirlerde ciddi tedbirler alınması en önemli konuların başında gelmektedir. Şehirlerimizin çevre dostu akıllı şehirler haline getirilmesi için; yeşil bina uygulamaları ile toplu taşıma, raylı sistem ve demiryolunu yaygınlaştırmalıyız. Sıfır enerjili ev tasarımları, enerji ihtiyacının minimuma indirilmesi, enerji tüketiminin azaltılması için yapı malzemelerinin geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji gibi uygulamaları şehirlerde teşvik etmeliyiz. Nitekim bunun için ülkemizde 2030 yılına kadar tüm binaların enerji kimlik belgesine sahip olması ve 2023 yılına kadar binalarda kullanılan fosil yakıtlarda yüzde 25 oranında azaltım sağlanması planlanmış bulunmaktadır. Ülkemizde; Yeşil Bina uygulamasında adet ve metrekare olarak dünyada ilk 10’a girildi. Sıfır Atık Başarılı Bir Atılım Ayrıca sıfır atık ve geri dönüşüm uygulamasının başlatılması ve hızlı bir şekilde yaygınlaştırılması son derece önem arz etmektedir. Ülkemiz bu konuda takdire değer örnek çalışmaları ile önemli mesafeler katetmesi başarılı bir atılım olarak değerlendirilmelidir. Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık Projesi” ile 17 milyar TL ekonomik kazanç elde edildi. Poşet kullanımı ücretli hale getirilerek kullanım miktarı azaltıldı. En Çok Ekosistem Etkilenecek Ekosistemin bozulması ile biyoçeşitliliğin azalması, daha sıcak ve az yağışlı iklim şartları, su kaynaklarında azalma, kuraklık şiddetinde artış, ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma, su ve toprak kalitesinin bozulması, ekstrem meteorolojik olaylarda artış, çölleşme, istilacı türlerin artması gibi sorunlarlakarşı karşıyayız. Yaşanan olağanüstü iklim değişikliğinden kaynaklanan afetlerin yaşanması, kuraklık, su kaynaklarının azalması gibi önemli sorunlar ciddi olarak yaşanmakta ve algılanmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak halkımızı bilinçlendirmek için tüm kurum ve kuruluşlarada görev düşmektedir. İklim Değişikliği Tüm Dünyanın Sorunu Cumhurbaşkanımız Glasgow İklim Zirvesi öncesi yapılan 76. Birleşmiş Milletler Konferansı’nda Tüm Dünya’ya mesaj vererek “Tabiata en büyük zararı kim verdiyse, doğal kaynakları kim vahşice sömürdüyse, iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyük katkıyı onlar yapmalıdır. Geçmişten farklı olarak bu defa kimsenin “ben güçlüyüm fatura ödemem” deme hakkı yoktur. Çünkü iklim değişikliği insanoğluna oldukça adil davranıyor. Avrupalı, Asyalı, Amerikalı, Afrikalı, zengin, fakir dinlemeden herkese aynı muameleyi yapıyor.” Diyerek mazlum milletlerin sözcülüğünü yüksek sesle iklim değişikliğinde de söylemiştir. Paris Anlaşması’nın TBMM’de kabulünün gecikmesi gelişmiş ülkeler kategorisinde yer almamızdan kaynaklanmıştır. Bunun neticesinde ülkemizle benzer ülkeler Yeşil İklim Fonu’ndan yararlanırken, ülkemizin bu fona erişiminin engellenmesi ile ilgili adaletsizliği ortadan kaldırmak için diplomatik girişimlerine devam etmiştir. Ama bu süreçte ülkemiz Paris Anlaşması’na taraf ülkelerden daha fazla iklim değişikliğinin etkisini azaltmak için önemli adımlar atmıştır. Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz yüzde 50 seviyesini aştık. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde dünyada on ikinci, Avrupa’da beşinci sıraya yükseldik. Nükleer enerjide ilk reaktör 2023’te, tamamı 2026’da hizmete alınıyor. Konya Karapınar’da 2 milyon kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak 2600 futbol sahası büyüklüğünde Avrupa’da birinci, dünyada beşinci olacak güneş santrali kuruluyor. 600’ü aşan yerleşim yerine doğalgaz iletilerek, doğalgaz kullanan nüfus 70 milyonu aştık. Ülkemizin doğalgaz ihtiyacını önemli oranda karşılayacak olan Karadeniz’de 540 milyar metreküp doğalgaz üretim potansiyeli ortaya çıkarıldı. Çevre yatırımlarını tamamlamayan 5 termik santral kapatıldı. 145 atık su arıtma tesisi ile hizmet verilirken, şimdi bu sayı 1170’e ulaşmış bulunuyor. Belediye nüfusunun %35’ine atık su arıtma hizmeti verilirken, bu oran %87’ye yükseldi. 2023’te tüm belediyelerin atık su arıtma tesisine kavuşması hedeflendi. Birleşmiş Milletler Habitat; Türkiye’nin 2017 yılından bu yana yürüttüğü “Sıfır Atık” projesine “Atık Alanında Akıllı Şehirler” ödülüne layık görüldü. Mavi bayraklı plaj sayımız 127’den 620’yi aşarak dünyada 2. sıraya yükseldi. Kişi başı emisyon değerimiz 2030 yılında 10.5 tona düşürülerek, sera gazı emisyonlarının 2030 yılında yüzde 21’e kadar artıştan azalması planlandı. Ozon tabakasının korunması ile ilgili başarılı çalışmalar yapılması sonucu; 2012, 2014 ve 2016 yıllarında Avrupa ve Orta Asya Bölgesel Ozon Ağı Ozon Tabakasını Koruma Onur Madalyasına layık görüldük. Marmara Denizi’nde 22 maddelik kısa, orta ve uzun vadeli Marmara Denizi Eylem Planı uygulamaya konuldu. Marmara Denizi ve Adalar Koruma statüsüne kavuşturularak Özel Koruma Bölgesi ilan edildi. Orman alanımız, 20.8 milyon hektardan 22.9 milyon hektara ulaştırıldı. 700 bin hektar sahada ağaçlandırma çalışması yapıldı. 4 milyar 700 milyon fidan toprakla buluşturuldu. 280’i aşan kıyı tesisinde gemilere atık alım hizmeti veriliyor. 2007 yılında 26 olan deniz kirliliğini izleme noktasını 350’ye çıkarıldı. Marmara Denizi 7/24 izleme noktası, 91’den 150’ye çıkarılıyor. 300 civarındaki tesis anbean izleniyor. Sera gazı emisyonlarına yönelik takip sistemi kuruluyor. Ülkemiz Glasgow İklim Zirvesi’nde Ülkemiz 31 Ekim-12 Kasım 2021 tarihleri arasında Glasgow’da toplanan 26. İklim Zirvesi’nde Brezilya’dan sonra en yüksek temsilci ile 200’ü aşkın müzakerede yer almış, Pavilyonumuzda 40’a yakın etkinlik ve 25 ikili görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu zirvede ülkemiz; önemli emisyon kaynaklarından biri olan karayolu taşıtları ile yeni otomobil ve minibüs gibi araçların en geç 2040 yılında küresel bazda sıfır emisyonlu olmasıyla karbon nötr hedefinde en önemli yutak alanlardan olan ormansızlaştırmanın 2030 yılına kadar durdurulmasına taraf olan ender ülkelerden biri oldu.
ANKHABER Başkent Ankara’da düzenlenen “EKO İKLİM Ekonomi ve İklim Değişikliği Zirvesi ve Fuarı”nda yapılan konuşmalarda Türkiye ve dünya ile ilgili çok önemli tespit ve değerlendirmeler yapılıyor. AK Parti Ankara Milletvekili ve Başkent Ankara Meclisi Başkanı Nevzat Ceylan da Zirvede yaptığı konuşmada önemli açıklamalarda bulundu. Konuya duyarlı isimlerden biri olan Nevzat Ceylan, TBMM’de Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonunda 1 Şubat’ta yaptığı konuşmada pek çok hususa dikkat çekerken; İskoçya’da düzenlenen 26. İklim Zirvesi’ne TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu Başkan Vekili olarak katılmış ve ülkemizi temsil etmişti. Nevzat Ceylan’ın konuşması şöyle: Hedefimiz 2053 Yılında Sıfır Karbon Cumhurbaşkanımızın 21 Eylül 2021 tarihinde 76. Birleşmiş Milletler Konferansında ülkemizin 2053 yılında net sıfır karbon hedefini açıklayarak yeni bir yeşil büyüme modelinin önünü açmaktadır. Karbon nötr hedefi, doğaya çevreye duyarlı iklim dostu bir yeşil büyümeyi sağlayacaktır. Yeşil bir dönüşüm içinde olan dünyada artık doğaya ve çevreye uyumlu iklim dostu politikalarla üretimimizi geliştirmeliyiz. Türkiye dünya üzerinde kuraklığın sürekli olarak tehdit oluşturduğu yarı kurak iklim kuşağında bulunmaktadır. Su zengini olmayan ülkemiz, küresel iklim değişikliğinden ciddi manada etkilenecek ülkelerden biridir. Kuraklık ile ekonominin birçok sektörü etkilenecek ve zirai ürünlerde, meralarda, ormanlık alanlarda azalma, orman yangınlarında artma, su seviyesinde düşme gözlemlenecektir. Tarım En Çok Etkilenen Sektör Tarım, küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenen sektör olacaktır. 2050 yılına kadar dünyada gıda ihtiyacının yüzde 60 artacağı hesaplanmaktadır. Bundan dolayı dünyada gıdaya erişimde zorluklar yaşanabilecektir. Bunun için akıllı tarım uygulamalarına geçilmesi gerekmektedir.  Suya erişime uygun tarım uygulamalarına geçilerek, tarım desenini buna göre planlamalıyız. Kuraklığın ve suya erişimin zorluklarının yaşandığı Konya Havzası gibi bölgelerde bu şartlara uyumlu tarım ürünleri yetiştirmeliyiz. Gelecekteki suyun sigortası olan ve gittikçe azalan yeraltı sularını rezerv olarak bırakılacak seviyede tutmalıyız. Su tasarrufunu sağlayacak tarımsal sulamaları teşvik etmeli ve bu konuda seferberlik başlatmalıyız. Ayrıca yağmur sularının ve atık suların tekrar değerlendirilmesine hızlı bir şekilde başlamalıyız. Ülkemizde; Sulanabilir arazilerin yüzde 70’den fazlası sulanabilir hale geldi. Tarımsal Sit uygulaması başlatılarak 258 ovada 7 milyon hektar tarım alanı korumaya alındı. Havadan bitkisel ilaçlamaya son verildi. Borulu sulama yüzde 6’dan 22’ye yükseldi ve damlama sulama yaygınlaştırıldı. Şehirlerin içme suyu, uzun süreli olarak çözüme kavuşturuldu. En önemli yutak alan ve biyolojik rezerv durumunda olan, su dengesini sağlayan sulak alanların eski haline gelmesi için ciddi tedbirler almalıyız. Bu çerçevede; 2006 yılında Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklik ile sulak alanların kurutulması ve doldurulması yasaklandı. Gıda güvenliği ve güvencesinin temini, sürdürülebilir tarımsal işletmelerin devamlılığı, küçük aile işletmelerinin güvence altına alınması, organik tarımın teşvik edilmesi ve özellikle kırsal kesimden şehre göçün durdurularak, şehirden kırsala dönüş konusunda tedbirler alınması gerekmektedir. Çevre Dostu Akıllı Şehirler Kurmalıyız Şehirler, küresel iklim değişikliğini tetikleyen en önemli bölgelerdir. Artık ülkemizdeki insanların yüzde 90’ı şehirlerde yaşıyor. Dolayısıyla şehirlerde ciddi tedbirler alınması en önemli konuların başında gelmektedir. Şehirlerimizin çevre dostu akıllı şehirler haline getirilmesi için; yeşil bina uygulamaları ile toplu taşıma, raylı sistem ve demiryolunu yaygınlaştırmalıyız. Sıfır enerjili ev tasarımları, enerji ihtiyacının minimuma indirilmesi, enerji tüketiminin azaltılması için yapı malzemelerinin geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji gibi uygulamaları şehirlerde teşvik etmeliyiz. Nitekim bunun için ülkemizde 2030 yılına kadar tüm binaların enerji kimlik belgesine sahip olması ve 2023 yılına kadar binalarda kullanılan fosil yakıtlarda yüzde 25 oranında azaltım sağlanması planlanmış bulunmaktadır. Ülkemizde; Yeşil Bina uygulamasında adet ve metrekare olarak dünyada ilk 10’a girildi. Sıfır Atık Başarılı Bir Atılım Ayrıca sıfır atık ve geri dönüşüm uygulamasının başlatılması ve hızlı bir şekilde yaygınlaştırılması son derece önem arz etmektedir. Ülkemiz bu konuda takdire değer örnek çalışmaları ile önemli mesafeler katetmesi başarılı bir atılım olarak değerlendirilmelidir. Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık Projesi” ile 17 milyar TL ekonomik kazanç elde edildi. Poşet kullanımı ücretli hale getirilerek kullanım miktarı azaltıldı. En Çok Ekosistem Etkilenecek Ekosistemin bozulması ile biyoçeşitliliğin azalması, daha sıcak ve az yağışlı iklim şartları, su kaynaklarında azalma, kuraklık şiddetinde artış, ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma, su ve toprak kalitesinin bozulması, ekstrem meteorolojik olaylarda artış, çölleşme, istilacı türlerin artması gibi sorunlarlakarşı karşıyayız. Yaşanan olağanüstü iklim değişikliğinden kaynaklanan afetlerin yaşanması, kuraklık, su kaynaklarının azalması gibi önemli sorunlar ciddi olarak yaşanmakta ve algılanmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak halkımızı bilinçlendirmek için tüm kurum ve kuruluşlarada görev düşmektedir. İklim Değişikliği Tüm Dünyanın Sorunu Cumhurbaşkanımız Glasgow İklim Zirvesi öncesi yapılan 76. Birleşmiş Milletler Konferansı’nda Tüm Dünya’ya mesaj vererek “Tabiata en büyük zararı kim verdiyse, doğal kaynakları kim vahşice sömürdüyse, iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyük katkıyı onlar yapmalıdır. Geçmişten farklı olarak bu defa kimsenin “ben güçlüyüm fatura ödemem” deme hakkı yoktur. Çünkü iklim değişikliği insanoğluna oldukça adil davranıyor. Avrupalı, Asyalı, Amerikalı, Afrikalı, zengin, fakir dinlemeden herkese aynı muameleyi yapıyor.” Diyerek mazlum milletlerin sözcülüğünü yüksek sesle iklim değişikliğinde de söylemiştir. Paris Anlaşması’nın TBMM’de kabulünün gecikmesi gelişmiş ülkeler kategorisinde yer almamızdan kaynaklanmıştır. Bunun neticesinde ülkemizle benzer ülkeler Yeşil İklim Fonu’ndan yararlanırken, ülkemizin bu fona erişiminin engellenmesi ile ilgili adaletsizliği ortadan kaldırmak için diplomatik girişimlerine devam etmiştir. Ama bu süreçte ülkemiz Paris Anlaşması’na taraf ülkelerden daha fazla iklim değişikliğinin etkisini azaltmak için önemli adımlar atmıştır. Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz yüzde 50 seviyesini aştık. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde dünyada on ikinci, Avrupa’da beşinci sıraya yükseldik. Nükleer enerjide ilk reaktör 2023’te, tamamı 2026’da hizmete alınıyor. Konya Karapınar’da 2 milyon kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak 2600 futbol sahası büyüklüğünde Avrupa’da birinci, dünyada beşinci olacak güneş santrali kuruluyor. 600’ü aşan yerleşim yerine doğalgaz iletilerek, doğalgaz kullanan nüfus 70 milyonu aştık. Ülkemizin doğalgaz ihtiyacını önemli oranda karşılayacak olan Karadeniz’de 540 milyar metreküp doğalgaz üretim potansiyeli ortaya çıkarıldı. Çevre yatırımlarını tamamlamayan 5 termik santral kapatıldı. 145 atık su arıtma tesisi ile hizmet verilirken, şimdi bu sayı 1170’e ulaşmış bulunuyor. Belediye nüfusunun %35’ine atık su arıtma hizmeti verilirken, bu oran %87’ye yükseldi. 2023’te tüm belediyelerin atık su arıtma tesisine kavuşması hedeflendi. Birleşmiş Milletler Habitat; Türkiye’nin 2017 yılından bu yana yürüttüğü “Sıfır Atık” projesine “Atık Alanında Akıllı Şehirler” ödülüne layık görüldü. Mavi bayraklı plaj sayımız 127’den 620’yi aşarak dünyada 2. sıraya yükseldi. Kişi başı emisyon değerimiz 2030 yılında 10.5 tona düşürülerek, sera gazı emisyonlarının 2030 yılında yüzde 21’e kadar artıştan azalması planlandı. Ozon tabakasının korunması ile ilgili başarılı çalışmalar yapılması sonucu; 2012, 2014 ve 2016 yıllarında Avrupa ve Orta Asya Bölgesel Ozon Ağı Ozon Tabakasını Koruma Onur Madalyasına layık görüldük. Marmara Denizi’nde 22 maddelik kısa, orta ve uzun vadeli Marmara Denizi Eylem Planı uygulamaya konuldu. Marmara Denizi ve Adalar Koruma statüsüne kavuşturularak Özel Koruma Bölgesi ilan edildi. Orman alanımız, 20.8 milyon hektardan 22.9 milyon hektara ulaştırıldı. 700 bin hektar sahada ağaçlandırma çalışması yapıldı. 4 milyar 700 milyon fidan toprakla buluşturuldu. 280’i aşan kıyı tesisinde gemilere atık alım hizmeti veriliyor. 2007 yılında 26 olan deniz kirliliğini izleme noktasını 350’ye çıkarıldı. Marmara Denizi 7/24 izleme noktası, 91’den 150’ye çıkarılıyor. 300 civarındaki tesis anbean izleniyor. Sera gazı emisyonlarına yönelik takip sistemi kuruluyor. Ülkemiz Glasgow İklim Zirvesi’nde Ülkemiz 31 Ekim-12 Kasım 2021 tarihleri arasında Glasgow’da toplanan 26. İklim Zirvesi’nde Brezilya’dan sonra en yüksek temsilci ile 200’ü aşkın müzakerede yer almış, Pavilyonumuzda 40’a yakın etkinlik ve 25 ikili görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu zirvede ülkemiz; önemli emisyon kaynaklarından biri olan karayolu taşıtları ile yeni otomobil ve minibüs gibi araçların en geç 2040 yılında küresel bazda sıfır emisyonlu olmasıyla karbon nötr hedefinde en önemli yutak alanlardan olan ormansızlaştırmanın 2030 yılına kadar durdurulmasına taraf olan ender ülkelerden biri oldu.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.