Haziran, iğde çiçeğidir. Haziran iğde kokulu aydır. Ankara, Haziran’da iğde çiçeği kokar. İğne Ankara’nın ağacıdır.
Haziran, tabiatın kokusunun en yoğun olduğu aydır. Haziran, çiçeklerin koku maratonuna çıktığı aydır. Tabiatın en güzel kokusu nedir sorusu, geniş kapsamlı ve birçok yanıtı olacak bir sorudur. Haziran'ın koku maratonunda birinciliği hangi çiçek kazanır diye kapsamı daraltacak olursak, yanıt sayısı bir hayli azalır. Benim için haziran, iğde çiçeği kokusudur. Gösterişten uzak, en cömert kokudur iğde kokusu. Bir küçük iğde ağacı çiçek açar, kokusu bir mahallenin her köşesine uzanır. İğde çiçeği güneşte kendini bırakır, kokusu ağırlaşır. Güneş battıktan sonra veya yağmurun ardından en güzel kıvama gelir, damardan dalar, bünyeyi sarar ve kişiyi mest eder. Şafakla, serinlikle ve yağmurla cazibesini artıran bir yosmadır iğde çiçeği. Ruhu tazeleyen, neşe ve enerji veren mucize kaynağıdır.
İğde çiçeği, Ankara’nın kokusudur. İğde ağacı, en çok Ankara’ya yakışır. İğde, kuraklığa dayanıklı ve çevre koşullarına kafa tutabilen bir türdür. İğdeyi tanımak çok kolaydır. Yaprakları gümüşi yeşil ve pudra dökülmüş gibi beyaza yakındır. Dikenlidir. Çiçekleri sarının en güzel tonunda ve miniciktir.
Ankara’ya en çok yakışan koku, iğde kokusudur ve şimdi tam mevsimidir. Hülyalara daldırır, rahatlatır, heyecanlandırır, baştan çıkarır. Dikmen sırtları, Gölbaşı, Eymir, ODTÜ kampüs, Etimesgut, Bağlıca, İncek, Sincan yol güzergahları iğde ağaçlarının en yoğun olduğu yerlerdir.
Amerikalı bir iş adamı, bir Çinliye "Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?" diye sorunca Çinli, yanıt vermiş: "Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman!"
Bu fıkra bana çok anlamlı gelir. Amerikalıları bilmem ama bizim ölülerimiz de çiçek koklarlar. Mezarlıklarımız bir çiçek bahçesidir. Mezar taşlarımızın üzerinde kullanılan motiflerin başında çiçekler gelir. Bizim ölülerimiz de çiçek sever, çiçek koklar!
Türkçenin deyimleri renklidir, iç açıcıdır, ruh halimizden izler taşır, uzun sözü kısa kestirir. Örnek mi; Çiçek gibi... Temiz, bakımlı, güzel demektir. Bir şeyin en zarif, en seçkin ve güzel parçasına yahut bir yönüne işaret eden bir benzetme olarak kullanılır. "Çiçekten Sor İnsanı" başlıklı yazı bile okumuşluğum vardır. Karakter analizinizi sevdiğiniz çiçeğe göre yaptığını iddia edenleri de dinledim. Arapçada zehra, Farsçada gül, çiçek demektir.
Çiçeğin sözlük anlamı, tohumlu bitkilerin, çoğu zaman bir kılıfla çevrili üreme organlarını taşıyan, bölümleri parlak, güzel renkli, çoğunlukla hoş kokulu olabilen organıdır. Çiçek kelimesinin Türkçe olduğunu belirterek, çiçek güzellemesine burada son vermek istiyorum. Bahar çiçekle gelir ama haziran çiçeklerin şımardığı, şımarıp coştukları aydır.
Yunus Emre, çiçeğe imza atan, çiçekle sembolleşen, çiçeği sembolleştiren bir ozandır. Onun sarı çiçeğini hangimiz dinlemedik.
"Yine sordum çiçeğe
Yûnus’u bilir misin?
Çiçek eydür ey derviş
Yûnus kırklar yâridir"
diyen Derviş Yunus,
"Görmez misin sen arıyı her bir çiçekden bal ider / Sinek ile pervânenin yuvasında bal olmaya"
demiş. İnsana yakışan bal yapmaktır. Sinek gibi her yere konup sıkıntı yaratmak değil